Değişen takvim, ama konumuz o değil. Zira takvim hep değişir, dün de değişti, yarın da değişecek; değişmek takvimlerin kaderidir.
İnsanlar da fikirler de değişir derler zamanla. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözünün anlamı da bu olsa gerek.
Değişmek haktır bazılarına göre ama “ne değişti ya da kim niye değişti” sorularını sormak da bizim hakkımız ve şart. Hele de değişim akşamdan sabaha ise ve keyfe kederse ve hele de sabahtan akşama denilecek kadar kısa zamanda ve üstelik dış politikada ise.
Ne yazık ki Türkiye son on yılda dış politikada olmaması gereken yanlışları ve o yanlışlardan dönmenin zikzaklarını çiziyor. Hayaller uğruna girişilen gidiş gelişler. Dış politikayı iç politikada kullanma arzusunun doğurduğu efelenmeler ardından atılan geri adımlar. Ve kaybolan zaman ve kaybolan olanaklar!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Mülkiye ile birlikte en köklü kurumlarından olan Hariciye teşkilatını “monşerler” küçümsemesi ile devre dışı bırakanlar “sıfır sorun” söylemiyle çıktıkları yolculuğun daha onuncu yılında “sınırsız sorun” ile baş başa bıraktılar ülkeyi. Şimdi dün gereksiz kavga ettiklerimizle barışma çabasındayız.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri “Görelim Mevla neyler/ Neylerse güzel eyler” demişti. Her ne kadar başı güzel değilse de bu işlerin Mevla’m sonunu hayreyler inşallah.
İlk kriz 29 Ocak 2009 tarihinde İsviçre'nin Davos kentinde patlak verdi. Şimdinin Cumhurbaşkanı o dönemim Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Davos’un son günü katıldığı bir televizyon programında birden parladı ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’i bir güzel payladı:
“One minutes, one minutes, one minutes,
düzenlenen zirvenin son konuşmasında, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu Moderatörü David İgnatius ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez arasında yaşanmış olaydır. Kamuoyu tarafından "One Minute olayı" olarak da bilinir.
Erdoğan: One minute, one minute, one minute... Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak; bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz! Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Çünkü bu çocukları öldürenleri, bu insanları öldürenleri kalkıp da alkışlamak, öyle zannediyorum ki o da ayrı bir insanlık suçudur.”
Ve Sayın Erdoğan Şimon Perez’i bir güzel fırçaladıktan sonra da”Benim için de, bundan böyle, bundan böyle, Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem!” restini çekti. Bir daha da Davos’a gitmedi ama 9 Mart 2022 İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Ankara’da ağırladı.
Davos dış politikadaki ilk sapma idi ama son sapma değildi, arkası peşi peşine geldi.
5 Eylül 2012’de Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Genel Merkezi'nde genişletilmiş grup toplantısında konuşuyor:
“Biz en kısa zamanda Şam'a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. O gün de yakın. İnşallah Selahaddin Eyyubi'nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camisi'nde namazımızı da kılacağız. Bilali Habeşi'nin, İbn-i Arabi'nin türbesinde, Süleymaniye Külliyesi'nde, Hicaz Demiryolu İstasyonu'nda kardeşliğimiz için özgürce dua edeceğiz."
DEVAMI YARIN
Yorumlar
Kalan Karakter: