Hakan Boz “Enver; kanlı vuruşmaların, yürek delen okların, göğüs parçalayan kargıların, baş uçuran kılıçların hikâyesidir. Enver; su gibi akan kanların, sayısız harcanan canların, sonu olmayan yiğitliklerin destanıdır. Enver; Kızılelma’nın izinde uluğ bir yolcu, yiğit bir ihtilalcidir” der kitabında.
Bu arada “uluğ” kelimesinin bir yanlış yazım değil, “çok büyük olan” anlamında bilinçli bir tercih olduğunu belirtmem gerekir mi bilmiyorum.
Nevzat Köseoğlu “Askeri vasıfları bakımından vazifesever, çalışkan ve korku nedir bilmez müstesna kahraman olarak askerliğin aradığı ölçülerin en yukarı seviyesinde yer almıştır. Kahramanlığını, cesaretini, gözüpekliğini tekrar belirtmeliyim. Büyük emeller gütmüştür; mesela belki de Timurleng’i düşünmüştür” diye yazar Şahit Enver kitabında.
Ramazan Balcı’nın Enver Paşa’yı anlatışı da bir başka anlamlıdır: “Onu yakından tanıyan herkesin üzerinde birleştiği nokta Enver’in bir insan olarak mükemmel ahlaki değerlere sahip olduğudur. Bir gün bile hiddetlendiğini, ağzından çirkin ve kaba bir sözün çıktığını gören olmamıştır. Kızıp öfkelendiği zamanlarda bile ölçülü konuşmasını bilir. Sır saklamak ve niyeti dışa vurmamak hususunda olağanüstü bir kudreti vardır. Bir insanın çıkabileceği makamlara yükseldiği halde samimiyetini ve alçakgönüllülüğünü kaybetmemiştir. Keskin bir zekâ ve yaratılışından edep ve terbiye sahibidir. Ruhunda o kadar bir azim ve sebat vardı ki, bunu yenmek mümkün değildi. Hayatında attığı adımların hiçbirini geri çektiği görülmemiştir.”
Bir konunun da açıklığa kavuşturması gerektiği kanısındayım. O da kimi çevrelerin Mustafa Kemal Atatürk’le Enver Paşa arasında çekişme olduğu söylentisini yayması ve buna inanların varlığıdır.
Hüseyin Cahit Yalçın hem tanınmış bir İttihatçı hem de devrinin önde gelen bir gazetecisidir. Bir taraftan İttihatçılarla iç içedir diğer taraftan da gördüklerini, duyduklarını, bildiklerini yazan bir kalem erbabıdır. Üç dönem CHP milletvekilliği yapan Hüseyin Cahit Yalçın Demokrat Parti iktidarında 79 yaşında hapse girmiştir.
Hüseyin Cahit Yalçın “Tanıdıklarım” adlı kitabında harp sonrası ile ilgili bir sahne anlatır:
“Harp kaybedilmiş, İttihat ve Terakki hükümeti yıkılıyordu. Talat Paşa için artık kabinenin istifasını Vahdettin’e takdim etmekten başka iş kalmamıştı.
Talat Paşa’nın Padişah’a söyleyeceği sözler, yapacağı tavsiyeler konuşuluyordu. Enver Paşa büyük bir katiyetle ısrar ediyordu:
-Harbiye Nezareti için Mustafa Kemal’i tavsiye et, diyordu. Ondan başka orduyu toplayacak ve kurtaracak başka kimse yoktur.
Bunlar Enver’in ağzından işittiğim son sözlerdi.”
Tolga Savaş Turan Ordularının Başkumandanı Enver Paşa kitabında Zekeriya Kitapçı’dan alıntıladığı Naciye Sultan’a yazdığı mektubu yayınlar. Mustafa Kemal Paşa ile ilgili bölümü de şöyledir:
“İkinci bir arzum daha vardır. O da Mustafa Paşa ile ilgilidir. Onun başarıya ulaşması için hiçbir yardımı esirgeme. Zira Allah(C.C.) onu bu memleketi düşmandan kurtarmak ve korumak için seçip göndermiştir.”
Murat Bardakçı da yayınlamıştır Enver Paşa’nın Naciye Hanım Sultan’a yazdığı mektupları. 13 Temmuz 1921 tarihli mektubunda Mustafa Kemal’i eleştirir ama yine “neyse, nazar değmesin, çünkü ona olacak fenalık memlekete zarar getirmesin diye korkuyorum” der.
Bu yazıyı Mustafa Kemal Atatürk’ün Enver Paşa hakkında söylediği şu sözlerle bitirmek en doğrusu olsa gerek:
“Enver bir güneş gibi doğmuş bir grup ihtişamıyla batmıştır. Bunun ortasını tarihe bırakalım.”
(SON)
Yorumlar
Kalan Karakter: