İki yazar, biri yerli ve milli, diğeri yabancı.
Yerli ve milli olan Türk ve Müslüman, yabancı olan Amerikalı ve Hristiyan.
Yerli ve milli olanı namazında niyazında, aynı zamanda hacı da. Amerikalı ve Hristiyan olanı da Türk dostu, daha doğrusu haksız suçlamalarda tarih bilimi adına Türk’ten yana.
Bu iki bilim insanının iki kitabından bahsedeceğim sizlere. Okuyup okumamak veya görüşlerine katılıp katılmamak tamamen size kalmış bir şey.
Yerli ve milli dediğim bilim adamı Prof. Dr. Kenan Erzurumlu. Aslen tıp doktoru, genel cerrah ama aynı zamanda müthiş bir araştırmacı. Türk kültürü, tarihi, dini ve ülkenin geleceği konusunda yirmiden fazla kitaba imza atmış bir isim. Son kitabı: “Yesevî’den Yûnus’a/İslâm, Tarih ve Yaşadıklarımız.”
Şu satırlar kitabın “Giriş” bölümünden:
“Millet olarak, bin iki yüz yıldır, kimlik bunalımı yaşıyoruz. Millî-dinî kimliklerimizi ayırt edemeden; kimin bizden, kimin hariçten olduğunu bilmeden, yüzyıllar geçirdik. Bin yıldır, dini kimliği, milli kimliğin yerine koyduk. Sonradan İslâm’a siyasi sebeplerle eklenen bid’atları, Kuran-ı Kerim’in önüne koyduk. Hata ettik.
Türk olduğumuzu unuttuk. Yalandan da olsa, her kelime-i şahadet getireni kardeş deyip bağrımıza bastık. Yetmedi başımıza taç yaptık.”
Bir alıntı daha yapacağım kitabın giriş bölümünden ve daha sonra yabancı bilim adamına geçeceğim.
“Sıkıntı, hadislerin ve/veya sünnetlerin içine girmiş Arap örf-âdetlerindendir.
Bizler -elhamdülillah- Müslümanız ve “en büyük medarımızın Türk olarak yaratılmış olduğumuza” inanırız.
Ne dayatmalara boyun eğeriz; ne de doğru bildiğimizi haykırmaktan vazgeçeriz!..
Bu kitapta “Türk Müslümanlığının”, imâni, tarihi, fıkhi ve sosyal gerçeklerini anlatacağız.
Hatalarımız ve yanlışlarımız olursa, eleştirilere saygı duyarız: tartışmalara açığız.
Ön yargılılar, bağnazlar ve/veya başka milletlerin hayranları-sevicileri ise…
Bizden uzak dursunlar…”
Öteki yazarsa, bizden olmayan, ama bize yapılan iftiralara bizden olanlardan çok daha yüreklice karşı çıkan ünlü ABD’li tarihçi Justin McCarthy. Ölüm Ve Sürgün, Müslümanlar Ve Azınlıklar, Osmanlıya Veda, Türkler Ve Ermeniler, Amerika’daki Türk İmgesi, 1915 Van’da Ermeni İsyanı, kitaplarından bazıları.
Bu yazıda bahsedeceğim kitabı “Osmanlı Türkleri 1281’den 1923’e” adını taşıyor. Osmanlı’nın hem yükselmesinden hem de gerileme ve çöküşünden daha doğrusu yıkılışından ders alınması için okunması gerekli bir kitap. Dünü bilmeden bugünü anlamak ve yarını planlamak söz konusu olamaz.
Sadece bir bölüm aktaracağım bu 485 sayfalık oldukça hacimli ve muhtevalı kitaptan:
“Eğitim, Batı Avrupa’da 17. ve 18. Yüzyıllarda büyük bir hızla gelişti. İngiltere’de yoksul çocuklar için bile okullar açılmaya başladı. Prusya ilkokul eğitimini 1717 yılında zorunlu hale getirdi. 1800 yılı itibariyle İskoç erkeklerinin yüzde 90’ı, İngiliz erkeklerinin yüzde 50’si, Fransız erkeklerinin bir ihtimal üçte ikisi okuryazardı. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki durum hakkında kimsenin kesin bir bilgisi olmasa da, nüfusun yüzde 10’nun bile okuryazar olduğu konusunda şüpheler bulunuyor. Avrupa yaşamının ortaçağdan itibaren parçası olan üniversiteler büyüyüp gelişip bütün insanları yetiştirdi ve bunlar da çağdaş sanayinin temellerini oluşturacak şekilde gelişen kimya ve fiziğin fikir baları oldular.
Avrupa yeni metotları ortaya çıkarabilecek ve hayal gücüne sahip eğitimli insanlarla bu eserleri sanayi ürünü olarak ortaya çıkarabilecek yetenekteki mühendisler ve işçilere ev sahipliği yapıyordu. OSMANLI’NIN TEK BİR ÜNİVERSİTESİ BİLE YOKTU; ilköğretim verilen okullar da dini eğitim konusunda uzmanlaşmıştı.
Biri “yerli ve milli” diğeri “yabancı” iki yazardan iki kitap ve tespitler. “Neyi, nerede ve niçin yanlış ve noksan yaptık” sorusuna cevap arayanlara öneririm.
Yorumlar
Kalan Karakter: