İsyanlardayım.
Kaderimizin başkalarınca belirlenecek olmasına isyanlardayım.
Bu topraklarla hiçbir bağı olmayanların her biri bir yerden kopup gelmiş; kimi Afganistan’dan, kimi Suriye’den, kimi Somali’den kimi bilmem nereden.
Sadece siyahı yok gelenlerin beyazı da var, sarışını. Herkes ayrı getto oluşturmakla meşgul.
Kimisi Hatay’da kimisi Antalya’da, herkes kesesine göre yer seçmekte, düzen kurmakta ve sanki bu ülkeye demir atmakta.
Kendi vatanları için savaşmayanlar ya da savaşamayanlar, kaçanlar, kaçkınlar şimdi benim kaderimi belirleyecek!
Sığınmacı dememiz gerekiyordu uluslararası hukuk açısından ama biz niyeyse onlara Muhacir dedik, kendimize de Ensar sıfatını yakıştırdık!
Şimdilerde ipini koparan adeta elini kolunu sallayarak geçiyor sınırlarımızı ve kamyon kasalarında pırasa misali kent merkezlerine taşınıyorlar. Hemen her gün bir haber düşüyor gazete bürolarına nereden kaç kaçak yakalanmış, kim nereden sokak aralarına kaçışmış.
Sıkıntı şu ki, sayıları bilinmiyor! Kaç kişi geçti sınırlarımızı, kaç kişi yaşıyor bu topraklarda ve bunlardan kaçı vatandaşımız oldu? İktidarın açıkladığı resmi rakamlarla muhaliflerin iddia ettiği gayrı resmi rakamlar arasında uçurumlar var.
Hangisine inanacağız? Gönül devlete inanmaktan yana ama görünenler muhalefete inanmamızı söylüyor gibi.
Şimdilerde aklıma güney sınırlarımızda söktüğümüz mayınlar geliyor. Sahi niye söktük o mayınları, birileri elini kolunu sallayarak gelsin diye mi? Şimdi o toprakların tapusu nasıl el değiştiriyor, bilen varsa söyler mi acaba?
Memurlar tayin istiyormuş güneyin o güzel kentlerinden; istemesinde ne yapsınlar? Nasıl yetişecekler elin Rus’una, elin Ukraynalısına?
Bu ülkede kaderi kim belirleyecek? Bu ülkenin evlatları kendi kaderlerini mi belirleyecek yoksa elin yabancıları bu ülkenin kaderini mi?
Bir zamanlar 1 milyon dolar olan Türk vatandaşlığı bir ara 250 bin dolara kadar düşmüştü, neyse ki şimdilerde 400 bin dolara çıktı. Tabii ek şartlar da var, hepsi bu kadar değil. Ama bu bedel hakkında basında çok iddialar da var.
Arsa bedelleri nasıl şişiriliyor, nasıl rüşvetler dönüyor ve Türk vatandaşlığı nasıl sahtekârlıklara alet ediliyor, bunlar etraflıca yazılıyor çiziliyor, anlatılıyor.
Ve kadınlar doğuruyor, küçükler büyüyor, büyükler gettolaşıyor, gettolar genişliyor, gettolar güçleniyor ve tehlike çanları artık en sağır kulakları bile patlatacak yoğunlukta çalıyor, çalıyor, çalıyor.
Duyanlar duymayanları uyarsın lütfen…
Yorumlar
Kalan Karakter: