İki insan, birisi Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı diğeri de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Biri yalan söylüyor. Ama hangisi?
Hangisi olduğu önemli elbet ama daha da önemlisi o makamlarda oturan kişilerden birisinin yalan söylüyor olması. Ya da ikisinin birden yalan söyleme şüphesi altında kalması.
Bizim devlet anlayışımızda yeri olmayan ve bugün de bundan sonra da asla olmaması gereken bir davranış.
Yazık hem de çok yazık. Siyaset bizi nerelere sürüklemiş böyle.
Çocuktum, babam anlatırdı, o gündür bugündür aklımdadır ve hep aklımda kalacaktır.
Ben İmamı Azam olarak hatırlıyorum, bir yerde anlattığımda o şahsın İmamı Azam Ebu Hanife değil de İmam Rabbani olduğunu söyledi mecliste bulunan birisi. İster İmamı Azam ister İmam Rabbani olsun fark etmez, mesel ve verdiği mesaj ortak.
Gençliğe adım atarken bir başka yere ilim tahsiline gider. Annesi 40 altın lirayı gömleğinin içine diker. Yolda haramiler vardır, durdururlar kervanı ve herkesi tek tek ararlar. Bir tek bizim gence bakmazlar, çocuk nasıl olsa, ne parası vardır ne de pulu diyerek.
Soygun bittikten sonra haramilerden birisi ya da haramilerin reisi iş olsun kabilinden sorar “senin paran var mıydı” diye. İmam Ebu Hanife ya da İmam Rabbani “var” der, “göster” derler, “gömleğimin içinde dikili” der.
Soyarlar genci, gerçekten de 40 altın lira vardır gömleğinin içindeki dikişli bölümde. Haramiler şaşırırlar “niye söyledin” derler. Cevap günümüzde de bugünden sonra da her yalancının yüzüne şamar gibi inecek bir cevaptır:
“Ben yalan konuşamam…”
Yalan konuşamamak, ister İmamı Azam Ebu Hanife’den isterse İmamı Rabbaniden rivayet olsun bu olay, ne fark eder, bizim dinimizin yalana, sadece bizim dinimizin değil insanlığın da yalana karşı olduğu gerçeğini gölgeler mi?
Birisi Türkiye’nin en büyük kentinin belediye başkanı, bir diğeri de Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı.
Birisi Muhittin Üstündağ, Lütfi Kırdar, Fahrettin Kerim Gökay, Ethem Yetkiner, Haşim İşcan’ın koltuğunda oturuyor.
Diğeri de Ahmet Ferit Tek, Recep Peker, Şükrü Kaya, Refik Saydam, Hilmi Uran, Hıfzı Oğuz Bekata ve İsmet Sezgin’in halefi. Onların bir zamanlar doldurduğu koltuk şimdi onun.
Birisi yalan söylüyor ama hangisi?
Çok mu önemli?
Değil, ama çok acı. Yalan söyleyen bir bakan ya da bir belediye başkanı, ne fark eder?
Yalan söyleyen hangisi olursa olsun kaybeden bu millet olacak.
Hazin olan da bu.
Yorumlar
Kalan Karakter: