Teşekkür borcu altındayız, bu tartışılmaz, ama asıl tartışma galiba “kime” soruna verilecek cevapta gizli.
Sahi kime? Konuyu yıllarca inat ve ısrarla gündemde tutan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na mı?
Yoksa bu yoldaki talepleri iktidarındaki 20 yıl boyunca duymazdan gelen ve Sayın Kılıçdaroğlu gündeme getirir getirmez sahiplenen ve hatta ön alan ya da ön almaya çalışan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mı?
“Nasıl başladı, nasıl uygulandı ve kime ne gibi avantajlar sağladı” gibi sorular oldukça sık soruldu. Ne yazık ki hükümet bu soruları yanıtlamak yerine yanlışları uygulamaya ısrarla devam etti.
“20 yıllık uygulama sürecinde” yanlışlar da birbirini kovaladı. Sadece yanlışlar değil, trajikomik hırsızlıklar da.
350 adayın tam not aldığı için iptal edilen sınav ya da yargılaması hala devam bir diğer dava gibi.
Bu arada ne mi oldu?
Yanıtı çok net bu sorunun; devlet kadroları yandaşlarla doldu, dolduruldu. Hem de en kalitesizinden, en çapsızından!
Tamam, teşekkür edelim birilerine ama bunu 20 yıl boyunca inatla ısrarla sürdüren makam ve yetki sahibine hiçbir şey söylemeyelim mi? Ya da söylemeyecek miyiz? Bu korku ya da korkaklık bizi suça ortaklıktan kurtarır mi?
Hırsızlık sadece para çalmak mıdır ya da mala mülke çökmek midir?
Makama çökmek dinde günahların en büyüklerinde biri değil midir? Değilse “Emanete ihanet” İslam’da niye en büyük günahlardan sayılmıştır ki?
Malımız çalınmıştır, mülkümüz çalınmıştır ve maalesef geleceğimiz çalınmıştır. Sadece bizim değil bu vatanın, bu milletin ve bu devletin geleceği çalınmıştır.
Bunun hesabını ya biz soracağız gelecek kuşaklar bu hesabı bize de soracaklar.
Yorumlar
Kalan Karakter: