Hangisi? Korkmak mı yoksa sevmek mi?
Bize sevmeyi öğretmediler, korkmayı öğrettiler.
Babamızla korkuttular çocukluğumuzda. “Baban geliyor” sözü yüreğimizi ağzımıza getirirdi. Ya da “babana söylerim ha” demesi annemizin, hısım akrabamızın ya da herhangi bir komşumuzun. Yeterdi bizi hizaya getirmeye.
Okula başlamadan önce korktuk zayıf almaktan, sınıfta kalmaktan. Ve elbet öğretmenden. Emeklerini, bize aktardıkları bilgileri hiç görmedik, gördüğümüz, daha doğrusu görmeye mecbur ve mahkûm edildiğimiz tek şey öğretmenin sopasıydı. O sopayla korkuttular bizi.
Sevda hikâyelerini, Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem ve diğerlerini dinleyerek büyüdük ama sevmeyi bilmeden büyüdük. Daha doğrusu sevdamızı söyleyemedik. Sevda bizim ne haddimizeydi?
Bize sevmeyi değil korkmayı öğrettiler.
Sevgiye aç, sevgiye hasret büyüdük bizler ve hala öyle büyüyor çocuklarımız.
Sevgi, bir yudum sevgi… Sevgi, bir tutam sevgi. Ve aşk ve ümit… Ve insan, insan-ı kâmil…
“Aşk imiş her ne varsa âlemde” diyordu divan edebiyatımızın büyük şairi Fuzuli. Halk şiirinin büyük ozanı Yunus ise “aşkın aldı beni benden” diye başlayan şiirinde “aşkın şarabından içsem/Mecnun olup dağa düşsem/Sensin dünü gün endişem/Bana seni gerek seni” derken bir ilahi aşktan yani Allah aşkından bahsediyordu.
Allah’ı sevmeyi, Allah’a âşık olmayı öğretmediler bize. Tam tersi korkunun Allah’ını anlattılar sabah akşam.
Allah yakar, Allah çarpar, Allah kahreder…
Amenna, Allah muktedirdir, yapar elbet, ama bir de seven Allah yok mu? Kulunu seven Allah, hakkı hakikati, adaleti, ilmi, irfanı, adabı, edebi, kısacası insanı, insan olmayı seven Allah.
Bize sevmeyi öğretmediler ne yazık ki… Sadece korkmayı öğrettiler.
Babayı sevmeyi öğretmediler, öğretmeni sevmeyi öğretmediler.
Devleti sevmeyi değil devletten korkmayı öğrettiler. Kendini devlet yerine koyan atanmışlar da bu korkumuzu kanundışı, keyfi uygulamaları, efelenmeleri için alabildiğine istismar ettiler.
Hukuka inanmayı, güvenmeyi değil mahkemeye düşmekten, neredeyse hakkımızı aramaktan korkmayı öğrettiler.
Sevmek çok daha kolayken ve çok daha insani bir duyguyken ve insana çok daha fazla yakışırken korkuyu öğretmek niyeydi? Korkumuzu kimler kullandı ve kullanıyor?
Kuran’ın Türkçesini okuyan birisinin “hocaların anlattığı Allah ile Kur’an’ın anlattığı Allah çok farklı. Hocalar bize korkunun Allah’ını anlatıyorlar Kuran ise sevginin Allah’ını anlatıyor” demesi hiç şaşırtıcı gelmesin size.
Korkarak değil severek inanmak, inanarak ve severek yapmak.
Dürüstlüğü sevmek, insanı sevmek, Hakk’ı ve hakikati sevmek, adaleti sevmek, ilmi, irfanı sevmek, vatanı, milleti, dini, devleti sevmek…
Kısacası sevmek… Sevmek… Ve yine sevmek…
Yorumlar
Kalan Karakter: