Hani dün sevgili Nusret Sağlam’dan alıntıladığım “Bana bir masal anlat baba” başlığı altında yazdığım masal var ya ondan bahsediyorum. Ve soruyorum son gelişme bu masalın sonu mu yoksa yeniden başlaması mı?
Sona erdi mi siyasetin dalgalanmaları yoksa daha sürecek mi?
Gerçi atalarımız “denizler durulmaz dalgalanmadan” demiş de bakalım bu son çalkalanma mı yoksa ardı arkası gelecek mi?
Ben bu yazıyı yazarken Ankara’dan haberler akmaya başladı televizyonlarda, gazetelerin internet sayfalarında. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener terk ettiği masaya dönmüştü. Şartları da vardı; daha önce içlerinden birini cumhurbaşkanlığına önerdiği iki belediye başkanını bu sefer de cumhurbaşkanlığı yardımcısı olarak öneriyordu.
Hem masaya dönmüş hem de çevreye ve muhaliflerine karşı onurunu kurtarmıştı! Gerçi birileri taviz verdiğini öne sürecek ama o ve çevresi tam tersini iddia edecek.
Son sözü seçmen söyleyecek ya 14 Mayıs’ta ya da 18 Haziranda sandık önüne konduğunda.
Her aklı başında insan “bütün bunlara gerek var mıydı” sorusunu dillendirecek. Sahi gerek var mıydı?
Gerek yoktu ama bu tür dalgalanmalara alışkındır Türk kamuoyu, yılların kalıntısıdır bu gelgitler…
Ne ilktir bu gelgitler ne de son olacaktır. Bir sarsıntı atlatılırken yeni bir dalgaya hazır olmalıyız. Önemli olan sarsıntıların binaları yıkmaması, oturulamaz hale getirmemesi. Sallanan binalar onarılır ve oturmaya, çalışmaya uygun hale getirilir.
Mum bir süre sonra biter ve alevi er geç söner. Bir mum söner bir başka mum yanar, yakılır, kolaydır mumu bulmak ve yakmak.
Yapılması/bulunması zor olan fenerdir.
Fenerin aydınlığında yol bulmaktır önemli olan.
Kurtuluş aydınlıktadır.
Yorumlar
Kalan Karakter: