Tren o günün şartlarında öğleye doğru varır Eskişehir’e ve kör bir hatta çekilir.
Başbakan İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve Genel Sekreter Hasan Rıza Bey hazır beklemektedir. İçişleri Bakanı Hasan Saka da davet edilmemesine rağmen oradadır.
Atatürk gelen heyetle uzun uzun görüşür. Tevfik Rüştü Aras Cumhurbaşkanını “sınıra gitme” kararından vazgeçirir ve yeniden müzakereye karar verilir. Bu sefer heyette Genel Sekreter Hasan Rıza Bey de yer alacaktır.
Atatürk Ulukışla yolundan Ankara’ya dönerken Afyonkarahisar’a da uğrar. Afyon Valisi Durmuş Bey, kolordu kumandanı ise Muğlalı Mustafa’dır. Atatürk valiyi tanımaz ama Muğlalı Mustafa’yı çok iyi tanıt. Yiğit bir askerdir, milli mücadelede İstanbul’daki gizli örgütlerde çok büyük hizmetler yapmış, Ankara’ya geçtikten sonra da Karadeniz’deki Pontus kalkışmasının bastırılmasında büyük yararlılıklar göstermiştir.
Atatürk, Afyon’da Vali Durmuş Bey’e “Vali Beyefendi size şimdi herhangi bir emir verecek olursam, bu emri derhal yerine getirir misiniz? “diye sorar. Vali “Tabii Paşa Hazretleri” diye cevap verince Atatürk üsteler: “Nasıl tabii? Vereceğim emir belki de tabii olmayabilir.”
Vali’nin cevabı o günkü devlet adabı açısından son derece önemlidir:
“Efendim, vereceğiniz yasal emirleri derhal yerine getiririm, emin olunuz.”
Bir ülkenin valisi o ülkenin kurucusuna, cumhurbaşkanına “vereceğiniz yasal emirleri derhal yerine getiririm, emin olunuz” derken aynı zamanda yasal olmayan emirleri de yerine getirmeyeceğini ifade etmektedir ve cumhurbaşkanı bu cevabı kabullenmektedir!
Atatürk bu sefer Kolordu Kumandanı Muğlalı Mustafa Paşa’ya döner ve “Paşa Hazretleri, size belki kanun dışı bir emir vereceğim. Bu emir hükümete isyan niteliği taşıyabilir. Böyle bir emir verirsem yapacak mısınız?
Kılıç Ali Muğlalı Mustafa Paşa’nın adeta kendisinden geçtiğini ve ne cevap vereceğini şaşırdığını yazar.
Muğlalı Mustafa Paşa çabuk toparlanır, ellerini göğsüne çapraz vaziyette kor ve “Sen emir verirsin de ben onu yapmaz mıyım” der.
Bu cevap da inanmış bir askerin inandığı bir komutanına bağlılığının bir tezahürüdür.
Atatürk can alıcı soruyu da sorar:
“Tamamen sivil kıyafet giyilecek. Bu sivil kıyafetler avcı ceketi, içinde camedan yelekten ibaret olacak ve bu sivil elbiseleri sen bizzat temin edeceksin. Bana subay ve er olarak böyle giyinmiş beş bin kişiyi on beş gün içinde hazırlayıp teslim edebilir misin?”
Paşa’nın cevabı ve Atatürk’ün hedef ve uygulamayı düşündüğü planı da artık pazartesi yazarız kısmet olursa.
(Devam Edecek)
Yorumlar
Kalan Karakter: