Altılı Masa'nın "Ortak Politikalar Mutabakat Metni" açıklandı. Mutabakat Metni 9 başlıkta 2 binden fazla düzenlemeyi içeriyor.
Elbet lehinde veya aleyhinde konuşanlar, eleştirenler ve destekleyenler olacak. Ben bir Türk ve fiilen yapmasam da bir hukukçu olarak iki ana başlık üzerinde duracağım. Bunlardan birisi “Hukuk, Adalet ve Yargı” diğeri de “Dış Politika, Savunma, Güvenlik ve Göç Politikaları” ana başlıkları.
“Hukuk, Adalet ve Yargı” bölümünde “Etkin ve katılımcı bir yasama, istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir bir yürütme, bağımsız ve tarafsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” sözü veriliyor.
Kuvvetler ayrılığı demokrasilerin “olmazsa olmazı”, hiçbir gerekçeyle vazgeçilemez en esaslı unsuru.
Metinde üzerinde durulan bir diğer önemli husus ise “Devlet sırrı ve ticari sır kavramlarının, Meclis'in bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde yeniden tanımlanacağının” vaat edilmesi. Hükümetlerin hiçbir uygulaması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve dolayısıyla büyük Türk Milleti’nin bilgisinden şu veya bu gerekçeyle gizlenemez.
“Cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle bir dönem seçilebilmesine, seçildikten sonra partisi ile ilişiğinin kesilmesine ve görev sonrasında aktif siyasete dönmemesine ilişkin düzenleme” yapılması da vaatler arasında.
O makama kadar yükselen bir insanın bütün milleti kucaklaması ve ondan sonra da siyasetin hiçbir yerinde olmaması son derece doğrudur. O makam en yüce makamdır, o makama kadar yükselen birisinin daha sonra bir başka makama talip olması benim devlet anlayışıma terstir.
Bu konu üzerinde aslında bu kadar bile durmak istemiyordum; sadece “çoklu baro uygulamasına son verilmesi” sözünü alkışlayıp geçecektim. Bütün zorlamalara rağmen hala üç ilimizde ancak uygulanabilen bu ucube sistemin kaldırılması son derece doğru olacaktır.
Keşke hukuk öğretimi konusunda da bir açıklama olsaydı. Hocasız hukuk fakültelerinin kapısına kilit vurulması ve hukuk eğitiminin çok daha kaliteli ve hukukçunun çok daha itibarlı olduğu bir sistem önerilseydi.
TÜRK VATANDAŞLIĞI ALINIP SATILAMAZ
Asıl üzerinde duracağım bölüm “Dış Politika, Savunma, Güvenlik ve Göç Politikaları” bölümü ve burada sıralanan çözüm önerileriydi. Ve de “Gayrımenkul, devlet borçlanma senedi, yatırım fonu satın alınması ya da döviz cinsi mevduat ya da bireysel emeklilik hesabı açılması karşılığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesi uygulamasına son verilecek” olmasıydı.
Türk vatandaşlığı alınıp satılamayacak kadar üstün bir vatandaşlıktır.
Şu ifadeler de o bölümden ve bütün kalbimle desteklediğim, desteklemeye de devam edeceğim ifadeler:
“Düzensiz göçün kaynağı olan ülkelerle Geri Kabul Anlaşmaları yapacağız.”
“Türkiye'ye bir “tampon ülke” muamelesi yapılmasına izin vermeyeceğiz.* Sınırlarımızı elektro optik kuleler, aydınlatma sistemleri, gece görüşlü kameralar, insansız hava araçları, entegre güvenlik sistemleri ve gerekli hallerde duvarlarla tahkim edecek, kaçak geçişlere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.”
“Geri gönderme merkezlerinin sayılarını ve kapasitelerini artıracağız.”
“Sığınmacıların mahalle, ilçe ve il bazında kontrolsüz yoğunlaşmalara erişmesine veya gettolaşmaya izin vermeyeceğiz.”
“Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin güvenli ve iç hukukumuz ile uluslararası hukuka uygun biçimde mümkün olan en kısa sürede ülkelerine geri dönmelerini sağlayacağız.”
Ve Avrupa’ya da bir mesaj:
“Türkiye’ye bir “tampon ülke” muamelesi yapılmasına izin vermeyeceğiz.”
Yorumlar
Kalan Karakter: