Başladık madem; son noktayı da koyalım şu şapka inkılabı ve yalanlar üzerine. Yalanlar sayfalar dolusu. Yalanlar sürü sepet. Hamidiye Zırhlısının Rize’yi topa tutmasından Erzurum’da başına çuval geçirilerek asılan Şalcı Bacı’ya kadar.
Yazılıyor çiziliyor sayfalar dolusu, sosyal medyada dolaşımda binlercesi. Bunu yazanlar söyleyenler okuyucularına yapıyor en büyük saygısızlığı. Öyle resimler yayınlıyorlar ki hem gerçeklere sırt dönmek hem de okuyucuya hakaret, okuyucuyu aptal yerine koymak.
Fotoğraflar yayınlıyorlar şapka giymediği için asılan adamlarla ilgili. Asılanlar pantolonlu ceketli, yerlerde oturarak idamları seyredenler sarıklı, fesli, şalvarlı, yani Müslüman, yani Türk. Asılanlar mı? Onlar da 1915’de ayaklanan ve Osmanlıya ihanet eden Ermeni çetecileri. Ermeni hainini şapka mağduru diye göstermenin utanmazlığı, tarih bilmezliği… Ne dehşet…
Kimi yazılarda Hamidiye’nin Rize’yi kimi yazılarda da Of’u bombaladığı öne sürülüyor. Türküsü de söyleniyor “Atma Hamidiye atma” diye. Türkü tamam da Hamidiye’nin Rize’yi topa tuttuğu bir koca yalan. Rize isyanında asılan sadece 8 kişi; başka ölü yok. Bu nasıl Hamidiye ki ister Rize ister Of olsun, bir kenti topa tutuyor da ölen bir Allah kulu yok!
Bir de Şalcı Bacı yalanı var ki tamı tamına bir kuyruklu yalan.
O tarihlerde Erzurum’da Şalcı Bacı diye bilinen bir Şöhret Kadın varmış! Yetimlerini büyütmek için şal dokur satarmış da onun için de adı Şalcı Bacı kalmış.
Güya bu Şalcı Bacı da Şapka İnkılabına muhalefet ettiği için asılarak idam edilmiş! Hem kadın olduğu anlaşılmasın diye başına un çuvalı geçirilmiş!
Onun da darağacında fotoğrafları sosyal medyada dolaşımda. İki fotoğraf var. Birisinin üzerindeki mahkeme ilamı da yeni harflerle yazılmış, yani harf inkılabından sonra. Ama kimin umurunda? Yayınlıyorlar. Ya kendileri zır cahil ya da okuyucularını, takipçilerini de zır cahil yerine koyacak kadar saygısızlar!
Birinci fotoğraftaki kadın Ispartalı Hasan kızı Fatma. Peşin verilen 20 altın ve sonra verileceği vaat edilen bir tarla karşılığı Ümmişah adında bir köylüsünü öldürmüş. Ümmüşah aynı köyden Eşref adında birisinin hanımı. Ama Eşref Hanife’ye Hanife’de Eşref’e âşık. Evlenebilmeleri için Ümmüşah’ın ölmesi gerek. O işi üstlenen de Hasan kızı Fatma. Fatma Şapka İktisası Hakkındaki Kanunun yürürlüğe girmesinden tam altı yıl sonra 14 Aralık 1931 de asılarak idam edilmiştir.
Bir diğer resimde 1938 yılında metres hayatı ve zehirleme hükmüyle asılan Ayşe Gelget adlı kadına ait. Bu da birçok sosyal medyada Şalcı Bacı’nın fotoğrafı diye dolaşıyor. Üstelik fotoğrafın üstünde Latin harfleriyle idam hükmünün yazılı olmasına rağmen.
Dünkü yazımda Didem Akdoğan’ın “İstiklal Mahkemeleri ve Şapka İnkılabının Erzurum’daki Yansımaları” adlı yüksek lisans tezinden bahsetmiştim. O tez çalışmasında Şalcı Bacı diye tanınan Şöhret Kadının “kimin evinde para pul, kimin evinde genç kız var” bunları Ermenilere bildirdiğine dair açıklamalar da var. Ayrıca bir kaynak hariç paylaşılan diğer kaynaklarda asılanlar arasında Şöhret Bacı diye birisinden bahsedilmez.
Bu arada yeri gelmişken Antalya Mebusu Rasih Bey’in Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmadan bir başka bölümü daha buraya alma ihtiyacı duydum. O da şu:
“Kıyafet; örf, adet, gelenek, görenek ve iklim koşullarına göre değişebilen şeylerdir. Dolayısıyla insanlar istediklerini giyer ve gezer. Bu hususta din şunu emretmiştir, bunu emretmiştir demek, doğrudan doğruya gelenek ve göreneklere göre yapılan değerlendirmelerdir. İslamiyet’te ne hissiyatın ne de gelenek ve göreneklerin yeri yoktur. İslamiyet’te tek bir şey vardır; o da akıldır.”
Rasih sonrasında mebuslara bakar ve “ayağımızdaki pantolon, boynumuzdaki kravat, yakalık, gömlek bunlar Batı’dan alınmıştır. Bunları kabul ettiniz, giydiniz başınıza şapka giyeceğiniz vakitte mi aklınıza geldi?”
Yorumlar
Kalan Karakter: