Dün bir reklam spotundan yola çıkarak dört metin yayınlamış ve “bunları kim söylemiş olabilir” demiştim. Sorularımın cevaplarını da bugüne bırakmıştım. Öyle ise sözümüzün gereğini yerine getirelim.
Birinci metin “Bu şartları, çok ağır olmalarına rağmen kabul edelim. Öyle tahmin ederim ki İngilizlerin doğuda asırlarca devam eden dostluğu ve lütufkâr siyaseti değişmeyecektir. Biz onların müsamahasını daha sonra elde ederiz” idi.
Bu sözleri Osmanlı’nın son padişahı Sultan Mehmet Vahdettin Mondros Silah Bırakışmasının şartlarını öğrenince sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya söyledi.
Ekim 1918 sonunda “İngilizlerin müsamahasına sığınmayı” düşünüyordu, dört yıl sonra 17 Kasım 1922’de onların himayesinde vatanı terk etti.
İkinci metinde ”İngiliz milletine kuvvetli sevgi ve hayranlık duygularımı Kırım Harbi’nde İngilizlerin müttefiki olan babam Sultan Abdülmecit’ten miras aldım” diyen de yine aynı şahıstı; Sultan Mehmet Vahdettin’di. 24 Kasım 1918’de kabul ettiği The Daily Mail muhabiri G. Ward Price’e söylüyordu bu sözleri.
”Ben daima İngiltere’ye hayranlık besledim ve daima İngiltere’ye dost bir siyasetin destekleyicisi oldum” sözleriyle başlayan üçüncü ifade ise The Morning Post muharine 15 Temmuz 1919’da verdiği mülakatta yer alıyordu.
Ve son metin, biraz uzun. Ama ilginç bir metin. “Yeni Türkiye” diyor “Türkiye’nin yeniden bina edilmesinden”, ”Yeni Türkiye’nin yeniden doğuşundan” bahsediyordu.
Ve ilginci “Türk kadınlarına Amerikalı kız kardeşlerinin statülerini vermekten” söz ediyordu.
Çünkü demeci verdiği gazeteci bir Amerikalı idi, Associated Press muhabiri idi.
Bu ince bir siyaset mi yoksa birilerine yaranma çabası mı? Bir başka ifade ile nabza göre şerbet vermenin bir örneği mi?
Biz bu yazıyı bir de Veliaht Abdülmecit Efendi’nin İngiltere Kıralı III. Emanuele’e yazdığı mektupla bitirelim.
“Haşmetli İngiltere Kıralı ve Hindistan İmparatoru-Londra
Türkiye’nin varlığını, bu devleti yok etmeyi emel edinen küçük milletlerin ikbalperestane teşebbüslerine karşı müdafaa etmeleri ricasıyla Büyük İngiliz Milletinin hükümdarı Majestelerine müracaat ediyorum. Ümit ederim ki, müracaatım Majestelerinin asil vicdanlarında bir yankı bulacak, bu derece eleme uğrayan bu memleket, yüksek müdahalenizle sulh ve sükûn, feyz ve ikbal devresine girmiş olacak ve Majesteleriyle İngiliz halkına Osmanlı milletinin ebedi minnet ve şükranını sağlayacaktır.”
“Ebedi minnet ve şükran!” Bunu sıradan birisi değil, Osmanlı Türk İmparatorluğu’nun bir veliahdı kullanıyor, hem de bir yabancı devletin kralına karşı.
Millet değil onlar ve kader utansın.
Bu millet Mustafa Kemal Atatürk ve onun yol arkadaşları öncülüğünde tarihin en büyük destanını yazdı ve yeni bir devlet kurdu. Ebediyete kadar yaşayacak hür ve müstakil bir devlet.
Yorumlar
Kalan Karakter: