Seçim oldu, cumhurbaşkanlığı ikinci tura kalsa da milletvekilleri belirlendi ve 14 Mayıs’ın bir ayağı geride kaldı. Önümüzde 11 günlük bir süreç daha var; sonrasında ise yeni bir dönem bizi bekliyor iyi ve kötü yönleriyle.
Başlıktaki soruya “evet, bitti” diyenler de olacak, “hayır, bitmedi, asıl şimdi başlıyor” diyenler de. Siz hangi taraftasınız bilmem ama ben ne yazık ki “hayır, bitmedi, asıl şimdi başlıyor” diyenler arasında yer alıyorum.
Ekonomi bir büyük sorun ama ilk sırayı ona veremiyorum, benim nazarımda ilk ve en önemli sorun “demokrasi yolculuğumuzun” nasıl sonuçlanacağı. Yolculuğumuz ağır aksak ta olsa sürecek mi yoksa adı konmasa da fiilen oligarşiye doğru olan savruluş resmileşecek mi? Fiili durumun adı tescillenecek, ülke tek adam yönetimine demir mi atacak?
İkinci sıraya isterseniz ekonomiyi isterseniz dış siyaseti ve isterseniz de ülke bütünlüğünü koyabilirsiniz. Birinci, ikinci ya da üçüncü olarak hangisini seçerseniz seçiniz hepsi de önemlidir.
Dış siyasetteki “ham hayallerin” bizi sürüklediği maceralar ne yazık ki Irak’tan ayrı olarak bir de Suriye’nin kuzeyinde yeni ve yandaş bir devletçiğin daha temellerinin atılmasına fırsat verdi. Artık ülkenin güneyinde bir değil iki yapay oluşum var.
Bu “ham hayalin” hatta daha açık bir ifadeyle söylemek gerekirse “aptal hevesin” yol açtığı sıkıntı sadece hudutlarımızın dışında değil ne yazık ki vatan topraklarında da önümüzdeki en büyük bir sorun olarak durmaktadır. Bu sorun “sözde sığınmacı” sorunudur.
Önce Suriyeliler geldi, ardından Afganlılar, Afrikalılar ve dünyanın dört bir yanından işi gücü olmayan insanlar sınırlarımızı adeta ellerini kollarını sallayarak geldiler ve ülkenin dört bir yanına dağıldılar. Sadece sığınmadılar, iş yerleri açtılar, işimizi kaptılar ve devletimizin, milletimizin en büyük sorunu haline geldiler. Resmi makamlar farklı rakamlar verse de 10 milyonu aşkın “sığınmacı” dillendiriliyor ki bu sadece bizim gibi az gelişmiş ya da gelişme yolundaki ülkeleri değil kalkınmış ülkeleri bile sarsar. Sinan Ogan’ın %5.3’lük başarısının gerisinde sığınmacılar konusundaki net ve kararlı tutumunun etkisi büyüktür sanırım.
Yazı için bilgisayarımı açtığımda karşılaştım Şırnak’ta teröristler çıkan çatışmada 4 asker ve 1 güvenlik korucusunun şehit olduğu acı haberiyle. Birilerinin “Türkiye’de 80 terörist kaldı, onların da ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz” dediği söylemleri geldi gözümün önüne ve bir daha kahroldum. Kimi kandırıyoruz söyler misiniz Allah aşkına, kimi?
İnsanoğlu rüya görmeyi ve hayra yormayı pek sever ama hayat rüyadan hele bir de akçe karşılığı yapılan keyifli yorumlardan ibaret değildir. Her gecenin bir sabahı, her rüyanın bir de gerçeği vardır.
Gerçekler acıdır ama birilerinin de söylemesi şarttır.
NOT: “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/ Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” demiş o cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han. Yine hastalık çaldı kapımı, yeniden tedavi için bir süre izin isteyeceğim siz değerli okurlarımdan. İyi günlerde buluşmak dileğiyle…
Yorumlar
Kalan Karakter: