Halk TV’de bir program var; adı “Kayda Geçsin.”
Şule Aydın sunuyor, tanınmış gazeteciler Murat Ağırel ve Timur Soykan da hem konuğa soru soruyor hem de katkı veren açıklamalar yapıyor.
Önceki akşamki konukları Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı İlay Aksoy’du.
İlay Hanım yıllardır Suriyeli sığınmacılar ve bunun bize getireceği “demografik yapı bozukluğunun” dehşetine ışık tutmaya, halkı ve devlet erkânını uyarmaya çalışıyor.
Sadece Türkiye’de incelemelerde bulunmuyor Suriye’ye de gidiyor, oradaki yaşayışı ve gelişmeleri de yakından izliyor.
Dünkü programı baştan sona tüylerim diken diken olarak izledim. Verdiği bilgiler korkunçtu. Tamamını anlatmak isterim ama sadece aktardığı bir konu üzerinde duracağım.
İlay Aksoy’un verdiği bilgiye göre Suriyeli bir kadının kendi ülkesindeki doğurganlık oranı %2.4 iken Türkiye’deki doğurganlığı bunun iki katından daha fazla, %5.3.
Bizim kadınlarımızın doğurganlık oranının nüfusu koruyabilmek için gerekli olan %2.18’in oldukça altına indiğini göz önüne alırsak durumun dehşeti ortaya daha net çıkar.
İlay Hanım bizim kadınlarımızın doğurganlık yaşının 29 olmasına rağmen Suriyeli kadınların 15 yaşında doğurmaya başladıklarını söylüyor. Bizim kadınımız ilk anneliğine adım atarken Suriyeli kadın torun sahibi oluyor. Torunu da anneliğe adım atıyor.
Hele bir de bunların kocalarından birisi bir şekilde Türk vatandaşlığı aldıysa dehşetin boyutu daha korkunç bir hal alıyor. Artık çocuklarını da Türk vatandaşı saymak zorundayız. 400 bin dolar verip bir ev alan her yabancı nasılsa Türk vatandaşı kimliğini cebine koyabiliyor. Tek şart evi üç yıl süreyle satmaması. Üç yıl sonra ister satar, ister bağışlar; o artık TC vatandaşıdır, kimse karışamaz.
İlay Aksoy Suriye’yi anlatıyor hem de televizyon görüntüleri eşliğinde. Her yer derli toplu, her yerde insanlar hareket halinde, sokaklar caddeler cıvıl cıvıl. Sanki 10 yıldır iç savaş yok, ülke sanki ikiye hatta üçe bölünmemiş ve sanki alabildiğine sıkı bir ambargo uygulanmıyor.
İlay Aksoy diploma kayıtlarının hepsinin Suriye devlet arşivlerinde mevcut olmasına rağmen bunlar araştırılmadan 4 bin kadar doktoru, 5.560 öğrenciyi de 7 devlet üniversitesine kaydettiğimizi ve bunların büyük bir kısmına da vatandaşlık verdiğimizi söylüyor. Dehşet iddialar ama yalanlayan da çıkmıyor.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ konuyu yıllardır Türkiye’nin gündeminde tutuyor ve konuya ilgi her geçen gün daha da artıyor. Türk kamuoyu konuya yoğunlaşıyor. Sorun siyasetin daha doğrusu iktidarın ilgisizliğinde.
Veryansın TV’den Dr. Ceyhun Balcı bugünkü köşe yazısında “bundan 10 yıl öncesine dek akıldan bile geçirilmeyecek demografik bozgun ete kemiğe bürünmüş vaziyette. Önümüzdeki yıl yapılacak olan yerel seçimler özellikle Hatay, Kilis ve Gaziantep illerinde demografik değişim gerçeği ile yüzleşmemizi kaçınılmaz kılacak gibi görünüyor” diyor.
Dr. Ceyhun Balcı yazısında 2024 Paris Olimpiyatları Basketbol Asya Elemelerinin Şam’da yapılacağını açıklıyor ve “bu etkinlikten çıkaracağımız diğer önemli sonuç Türkiye’yi yönetenlerin ‘Suriye güvensiz’ saptamasının geçersizliği olmalıdır” diyor.
Suriye güvenli ama Türkiye güvenli değil, Türkiye akıl almaz bir sessiz istila altında. Ve akşamdan sabaha patlamaya gebe. İnşallah patlamadan akıllar başlara devşirilir ve gerekli tedbirler alınarak ülke bu sessiz istiladan bir an önce kurtulur.
Yorumlar
Kalan Karakter: