İlk Anayasamız Teşkilat-ı Esasiye diye söylenir. 119 maddedir sadece ve 23 Aralık 1876’da ilan edilerek yürürlüğe girmiştir.
Bir tarafında Sultan II. Abdülhamit diğer tarafında Mithat Paşa vardır pazarlık ve metin hazırlama masasının. Mithat Paşa katkı verdiği Anayasa’nın kendi sürgününe ve boğularak öldürülmesine olanak sağlayacağını düşünmemiş olabilir mi? Düşünmediyse çok saf, düşündü ve buna rağmen o geniş yetkilerin Sultan II. Abdülhamit’e verilmesine itiraz etmediyse çok mu idealist dememiz gerekir.
147 yıldır ilk Anayasa’mızdan bugüne geçen süre. Kaç defa değiştirildi, kaç defa yenisi yazıldı, hatırlamıyorum, ama yeni bir Anayasa metninin hazırlandığını herkes gibi ben de duyuyor, okuyor ve biliyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş “Türkiye’ye yeni bir anayasa yapılmasının vadi boynumuzun borcudur” diyeli daha iki hafta bile olmadı.
Amerikalı ünlü tarihçi ve büyük Türk dostu Prof. Dr. Justin McCarthy’nin “Osmanlı Türkleri/1281’den 1923’e” diye harika bir kitabı var. Orada anlatır Teşkilat-ı Esasiye adındaki ilk anayasamızın inceliklerini ya da Sultan II. Abdülhamit’e verilen akıl almaz yetkileri.
“Osmanlı Anayasası (Kanun-ı Esasi) Avrupa’daki temsili yönetimi andırıyordu ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildi” dedikten sonra şunları ekliyor:
“Mithat, Anayasanın kabul edilmesi için muhafazakârlara ve Sultan’a bazı tavizler vermeye zorlanmıştı. Sultanın kayda değer yetkileri olacaktı: Savaş ilan edebilirdi, antlaşmalar imzalayabilirdi, para bastırabilirdi ve kararnameler ile herkesi bağlayan kanunlar çıkarabilirdi ve tüm bunları yaparken parlamentonun(siz bunu Meclis diye anlayınız lütfen) onayına ihtiyaç duymayacaktı. Tam tersine parlamentodan(Meclis’ten) çıkacak tüm kararların Sultan tarafından onaylanması gerekiyordu. Sultan’ın kanunları çıkarmama yetkisi olacak, dolayısıyla kanunların yürürlüğe girmelerini önleme yetkisine sahip olacaktı.”
Bu kadar da değil, akla ziyan ya da çağdaş anayasa hukukuna aykırı daha birçok yetki verir o 119 maddelik Anayasa Osmanlı Sultan’ına.
Söz gelimi bakanları meclis değil Sultan seçecek ve bakanlar Sultan’a karşı sorumlu olacaklardı.
Anayasanın “demokratik sayılması için fazlaca kusurlu olduğunu” ifade eden Justin McCarthy Sultan’a verilen olağanüstü bir yetkiyi de şu sözlerle öne açıklıyordu:
“Sultan olağanüstü hal ilan edip parlamentoyu feshetme yetkisine sahip olacaktı ve istediği zaman yeniden toplanmasını sağlayabilecekti.”
Aslında Kanun-ı Esasi’den maddeleri de almak mümkündü ama oldukça ağdalı bir Osmanlıca ile yazıldığı için kitaptan alıntılamayı daha doğru buldum.
Çok değil, 147 yıl geçmiş ilk anayasamızın yazılmasından bu yana, şimdilerde uygulamalara bakınca dehşete düşmemek elde değil. “Erkene alınmış seçim” söylemi ve uygulaması hafızalarda tazeliğini koruyor henüz.
“Tek Adam” psikozundan bir an önce kurtulmak zorundayız. Ya başaracağız ya da arızalı demokrasiyle yaşamaya alışacağız. Tercih halkın…
NOT: Şu kitaplar da Justin McCarthy’nin ve hepsi de birbirinden güzel, birbirinden değerli: Ölüm Ve Sürgün/Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı(1821-1922), Müslümanlar Ve Azınlıklar/Osmanlı Anadolu’sunda Nüfus Ve İmparatorluğun Sonu, Osmanlı Türkleri/1281’den 1923’e, Van’da Ermeni İsyanı, Osmanlı’ya Veda: İmparatorluk Çökerken Osmanlı Halkları, Amerika’da Türk İmgesi,
Yorumlar
Kalan Karakter: