129’u vakıflar, 75’i de devlet tarafından kurulan 204 üniversitemiz, ayrıca 4 tane de vakıf meslek yüksekokulumuz var. Sayılara bakınca sevinmemek, gururlanmamak ve geleceğe güvenle bakmamak için sebep yok.
Sayılar gerçekten gurur ve güven verici ama üniversitelerimizin kalitesi ve dünya üniversiteleri arasındaki bilimsel sıralamada her geçen gün biraz daha geriye düşen seyri -ne yazık ki- tam tersini söylüyor.
Dünyanın en iyi 10 üniversitesinin 8’i ABD, 2’si ise İngiltere üniversitesi. İngiliz patentli Oxford 1’inci, Cambridge ise 3’üncü sırada.
Dünyanın en iyi 500 üniversitesi listesinde ABD’den 106, İngiltere’den 60, Almanya’dan 41, Avusturalya’dan 28, İtalya’dan 26, Çin’den 22, Kanada’dan 18 üniversite yer alıyor.
Bizim Yunanistan, Mısır ve Brezilya ile birlikte 2’şer üniversite ile yer aldığımız sıralamada Suudi Arabistan, İsrail ve İran’ın 3’er üniversite ile yer aldığını da -içimizi acıtsa da- söylemek zorundayız.
İlginçtir, Türkiye’de ilk sırayı paylaşan 10 üniversitenin 10’u da 2000 öncesi kurulmuş. Bunlardan Koç, Sabancı ve Bilkent Üniversitesi başta olmak üzere 3’ü Türkiye’nin 3 saygın vakfı, diğer 7’si ise devlet tarafından kurulmuş.
Vakıf üniversitelerinin adını verdik, devlet üniversitelerinin adını vermezsek olmaz, onlar da şöyle: Hacettepe, Ortadoğu Teknik Üniversitesi(ODTÜ), İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ), İstanbul Üniversitesi(İÜ), Ankara Üniversitesi(AÜ), Gazi Üniversitesi(GÜ) ve Ege Üniversitesi(EÜ).
Bu arada 18 üniversiteden 3’ü 2000 öncesi 15’i de 2007 ile 2013 arasında kapatılmış!
Açılan ve kapatılan bir yana asıl üzücü olan üniversitelerimizin sayılarının artmasına rağmen bilimsel sıralamada her geçen gün biraz daha geriye düşmeleri.
Dünya Üniversiteleri Sıralama Kuruluşunun(THE) açıkladığına göre Türkiye’den ilk 400-500 bandında Çankaya, Koç ve Sabancı olmak üzere sadece üç üniversite yer alabildi. 501-600 sıralamasına ise sadece Ortadoğu Teknik Üniversitesi(ODTÜ) girebildi. 601-800 bandında ise Bahçeşehir(BÜ), Hacettepe(HÜ) ve İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) var.
Rakamlar üzücü ama daha vahim olanı her geçen gün bilimsel sıralamada biraz daha geriye düşmemiz ya da bölgede ve dünyada birçok ülkenin bizi çok gerilerde bırakması. Ve daha da acısı Türk insanının bu konuya hemen hemen hiç mi hiç zaman ayırmaması. Zaman ayıranların ise seslerinin pek duyulmaması.
Sayılarla teselli bulmak mümkün ama gerçekçi değil. Elin oğlu uzayın derinliklerinde fink atarken biz devşirme sanayi üretimleriyle kendimizi kandırmaya devam ediyoruz.
Bilimden koparak dünyayla yarışmak mümkün değildir. Yarışta yer almak için geç kalıyoruz. Hem de çok geç…
Yorumlar
Kalan Karakter: