İkisini de şahsen tanımam. Tanışıklığım gazete okurluğum ve televizyon seyirciliğimle sınırlıdır.
Birisi halkla ilişkiler bölümü mezunu ama gazetecilikle ilgisi pek yok. Oğlu televizyon patronu ama daha çok siyasetçi kimliği ile tanınıyor.
Diğeri hukukçu, avukat. O da siyasetçi, milletvekili.
Farklı hatta birbirine çok uzak partilere mensuplar. Birisi uzun süre bir büyük kenti başkan olarak yönetti. Sonra partisinin genel başkanı tarafından görevden ayrılması istendi. Direnecek gibi yaptı ama direnemedi, o da benzerleri gibi zorunlu olarak istifa etti.
Sosyal medyada tartışıyorlar bir iki gündür. Hem kişilik hakları hem edep ve erkân yerlerde sürünüyor. Tepkinin haklı olup olmadığını tartışmayacağım, başına gelen nasıl bir tepki gösterir? Onu sizlerin takdirine bırakıyorum.
Bir bayan voleybolcumuz var, milli ve çok başarılı birisi. LGBT’li olduğu söyleniyor; hoş o da yalanlamış değil.
Hamit adında birisi bu bayan voleybolcumuza sataşıyor, o da, “boş yapma Hamit” diye cevap veriyor.
“Vay, sen misin? Boş yapma Hamit diyerek Ulu Hakan Cennetmekân Abdülhamit Han’a saldıran” diye kıyametler koparıyor bazıları. O da “söz konusu arkadaşımızın ismi Ahmet, Mehmet veya Berke olabilirdi. Başka yere çekiliyor” diye yanıtlıyor tepkileri.
Ama iş bununla bitmiyor; o anlı şanlı eski başkanla yeni siyasetçi giriyor devreye ve tartışma bambaşka bir yerlere gidiyor.
Eski başkan Twitter hesabından milletvekilinin iki kızıyla beraber olduğu bir fotoğrafı yayınlayarak şunları yazıyor: “Soru şu… Kıvırmadan erkekçe cevap ver. Kızlarının LGBT’yle büyümesini ister misin? Çocuklarının LGBT’li olmasını ister misin? Kaçma cevap ver…”
Milletvekili de açıyor ağzını yumuyor gözünü: “İki küçük kızımın resimlerini yayınlayacak kadar alçaksın. Unutma rezil adam, benim çocuklarım özgür, namuslu, halkın parasını çalmayan bir babanın evlatları olarak büyüyecekler. Bu ülkede onurlu bir savcı ben dava açmadan bu şahsiyetsiz adama resen soruşturma açmalı.”
Anne de hukukçu, o da giriyor devreye: “ Bana bak arsız, hayâsız… Pis siyasetinde kullanabileceğin en son insan benim kızlarım. Senin zihniyetindekilerden uzak tuttuğumuz sürece hiçbir tehdit altında değil onlar… Bir daha kızlarımı pis ağzına almayı aklının ucundan bile geçirme. Bu sana ilk ve son ihtarımdır.”
Tartışma şimdilik bu. Devam eder mi etmez mi, bilmiyorum. İnşallah devam etmez ve hele de bu üslupla…
Çocuklar ve eşler… Siyasetin dışında idi yakın zamana kadar… Hiçbir siyasetçi ağzına almazdı rakiplerini eşini ve çocuklarını, hele de eski başkanın tarzıyla…
Yaşım, Celal Bayar’dan Adnan Menderes’e, İsmet Paşa’dan Süleyman Demirel’e, Alparslan Türkeş’ten Bülent Ecevit’e, Necmettin Erbakan’dan Turgut Özal’a kadar birçok siyasetçiyi izleme, tanıma şansını verdi bana. Hiç birinde görmedim böyle bir tartışmayı ve böylesine bir üslubu.
Nereye gidiyoruz? Bir bilen var mı?
Yorumlar
Kalan Karakter: