Bir zamanların Ramazan eğlencelerinin başında gelirmiş Hacivat’la Karagöz. Oyunu Hacivat açar Hacivat kapatırmış.
Hacivat’la başlayan oyun yine Hacivat’la ve Karagöz’e hitaben söylediği “yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman” sözleriyle bitermiş.
Perdeyi viran eylemek; kırıp dökmek, işi berbat etmek, içinden çıkılmaz hale getirmek demek.
Günümüze ne kadar da uygun bir söz, hele de siyaset dünyamıza, hele de devlet yönetimimize ve hele de demokrasi anlayışımıza ve uygulamamıza.
Perdeler kuruluyor, perdeler yıkılıyor, ortada sahibi olmayan ya da yıkıldıktan sonra kimsenin sahip çıkmadığı perdeler.
Kuruluşu samimiyete değil kısır çıkar hesaplarına dayandığı için olsa gerek inkârı da kolay oluyor.
Üçlü, beşli, altılı masaların etrafında kümelenenler şimdi param parça. Sadece üçe, beşe, altıya değil, on beşe, yirmiye, otuza ya bölündüler ya da bölünmek üzereler.
Ah koltuk, sen ne imişsin böyle? Dün “yol arkadaşlığı” hatta “yol evlatlığı” yapanlar bugün koltuk kavgasında. Ne yoldaşın hatırı kalmış ne de beraber yürünen yolun ve acısıyla, tatlısıyla, hatırasıyla o yolculuğun.
Yıkılan masalardan kalkanlar hemen bir başka masanın etrafında toplanma derdinde. Kimileri ikili, kimileri üçlü masa peşinde. Sayıları yetmeyenler de kimden ödünç alabiliriz araştırmasında.
“Borç veren emir de verir” sözü sadece para borcunu kapsamaz herhalde, mebus borcunu da kapsar sanırım.
Bir de demokrasi masamız var yetmiş küsur yıldan beri doğru dürüst kurulamayan. Kuruldu sandığımızda ya askeri darbelerle ya da “Türk tipi başkanlık sistemi” denilen dünyada benzeri olmayan bir uygulamayla yıkılan.
Ve bütün bunları sessizce izleyen benim asil milletim. Darbeleri alkışlayan da o, dünyada bir örneği olmayan sisteme evet oyu veren de o.
Bozkır’ın tezenesi rahmetli Neşet Ertaş’ı ve sözü de bestesi de kendisine ait o muhteşem türküyü gel de anma şimdi: “Kendim ettim, kendim buldum/ Gül gibi sararıp soldum/ Eyvah, eyvah, eyy.”
Ağlamak sızlamak faydasız gayrı. Dayanmaktan başka yapılacak bir şey yok, ama nereye kadar ve nasıl?
Bunun cevabını muhataplarının da bildiğini sanmıyorum. Onlar da binmişler bir alamete gidiyorlar kıyamete.
Ve perde her geçen gün biraz daha viran oluyor. Ha yıkıldı ha yıkılacak. Ama kimin umurunda?
Yorumlar
Kalan Karakter: