Zirve takipçilerinin kayıp yaşamadığı bir haftanın en önemli maçına çıktı Samsunspor…
Beraberliğin bile burukluk yaşatacağı bir ortam da kazanmaktan öte köy yoktu…
Rakip ileride oynayan iki yabancısının takımlarını forsa etmesiyle puan sıralamasının tepelerinde geziniyordu… Ligin en çok gol atan takımlarından biri olma unvanına sahip olmasına rağmen, kalesinde hatırı sayılır sayıda gol yeme talihsizliğini yaşıyordu…
Biri kupa, üçü lig maçı olmak üzere galibiyet serisi yakalayan Samsunspor istim üzerinde olduğunu göstermek ve zirve yarışı içerisinde tutunmak arzusundaydı…
Kazanma alışkanlığı yakalayan ve bunu alışkanlığa dönüştüren takım Hüseyin hoca tarafından tek bir değişikliğe gidilmeden sahaya sürülmüştü…
Tercih hatası yapmasa Soner’in pasıyla sol çaprazdan kaleye inen Douglas takımı daha ilk dakika da öne geçirebilirdi..
Loura, beni ve herkesi şaşırtmaya devam ediyor…
10 ve 11.dakikalarda ardı ardına iki kez kaleciyle karşı karşıya kaldı, ayakları adeta çarşafa dolaştı topu kaleciye teslim etti…
15. dakika da Ali Kaan’ın derinleme pasında ise bu kez savunma arkasına sarkıp topla buluştu nasıl olduysa bu kez kaleciyi çalımlamayı becerip boş kaleye topu bırakıp takımını öne geçirdi…
Devrenin son düdüğü çalınıp takımlar soyunma odasına giderken, önümdeki notlar bir hayli kalabalıktı…
Oyunu önde kurup, rakibinin çıkmasına izin vermeyen Samsunspor kalesinde tek bir pozisyon vermedi…
Eğer yakalanan pozisyonların yarısı gole çevrilebilseydi Keçiörengücü takımı sahasındaki en ağır yenilgiyi alırdı…
Dua etsinler kalecilerine, rakibin beceriksizliklerine ve de şanslarına…
Deplasmanda oynuyorsun sayısız fırsat yakalıyorsun ve farkı artırıp maçı lehine çevirecek adımları atmıyorsun…
Şaşırtıcı bir durum…
Zannedersiniz ki takım kendi arasında iddiaya girmiş, gol kaçırma yarışı yapılıyor…
Kaçanlara pişman olmayız umuduyla başlanılan ikinci yarıda ev sahibi ekip ilk kez girebildiği ceza alanı içerisinde penaltı buldu ve skorda eşitliği yakaladı…
Atamayana atarlar sözü akıllarda bir kez daha yer etti…
Eroğlu çareyi iki değişiklik yapmakla buldu.. Osman ve Ali çıktı, Muhammet ve Haris oyuna dahil edildi…
Douglas ile 64. Dakika da bulunan kafa şutunu savunma çizgi üzerinden çıkarırdı…
Oyunda temponun, hararetin yükseldiği, kartların, sertliklerin havada uçuştuğu bir devre oldu…
Attığı gol sonrası sahada gezen, ofsaytlara düşen, kaptığı topları ezen Loura vardı…
Hocanın sabrı da bir yere kadardı… Kenara alıp Ahmet’i oyuna sürdü…
İkinci yarının özeti kısaca şu; beraberlik Samsunsporlu futbolcuların sente ayarını bozdu. İlk yarıda ki pozisyonların üçte birini bile üretemedi…
Kısacası bayat kurabiyeye döndüler…
Sezon başından bu yana birçok maçta öyle puanlar kaybedildi ki, hatırlayın…
Kaçan penaltılar, son dakika da yenilen goller…
Dünkü maçı da ekleyin zincire kötü bir halka olarak…
Rahat kazanılacak bir maçta bir puanı rakibe altın tepsi de sunmak akıl işi değil…
Her deplasmanda takımlarını yalnız bırakmayan Samsunspor taraftarlarının haykırışları boş değil. “Sığmıyoruz Statlara, Burası hep köy kasaba…”
Hiç de haksız değiller…
İnşallah bu ızdırap Mayıs ayında sona erer…
Yorumlar
Kalan Karakter: