Ulusal spor basını, daha sezon tamamlanmadan başlamıştı. Sezon tamamlanalı neredeyse 20-23 gün olacak hemen her gün devam ettiriyorlar.
Sayfalarının manşetlerinde flaş haber diye patlatıyorlar transfer bombalarını. Amaçları son derece basit şekilde belli.
Düşen satışları durdurabilmek ve de artırabilmek, okunur oranını da buna paralel olarak yukarılara çekmek.
Sosyal medya, elektronik iletişim yazılı basının varlığını iyi den iyiye tehdit ediyor. Artık gazeteleri kimse okumuyor. Ellerinde internete bağlı cep telefonları var, hem de bir gün öncesi haberleri okumayıp, saniye saniyesine yapılan haberlerden haberdar olabiliyorlar.
Türkiye’de futbolu birkaç belgeli, işini iyi yapan haricinde merdiven altı menajerler dizayn ediyor. Bu yüzden de burnumuz boktan kurtulmak bilmiyor.
Bir elin parmaklarını geçmez, borçsuz kulüp sayısı.
Geri kalan yüzlerce kulüp, amatör olsun, profesyonel olsun borç batağında kulaç atıyorlar. Çırpındıkça da mesafe kaydedemiyorlar. Çünkü mevcut sistem buna müsaade etmiyor. TFF yönetimi kulüplerin borç batağından sıyrılması için çözüm üretmiyor, aksine daha beter olsunlar diye teşvik ediyor.
Transfer döneminde yapılan haberlerin yüzde 99’u asparagas, yalan, uydurma, gerçek dışı haberler. Bakınız bu haberlerin kaynağı, ne futbolcunun kendisi, ne de kulüplerdir. Menajerler yemledikleri muhabirler aracılığıyla himayesinde olan oyuncuları kulüplere pazarlamak adına basına haberleri uçurur.
Böylelikle futbolcunun Pazar payını artırmayı hedeflerler, hem de alıcı kulüpleri birbirlerine düşürüp, transferi gerçekleştirirler. Neşenizi getirecek, bir yanda “Vay beee” dedirtecek öyle yaşanmışlıklar var ki bildiğim, ölürsünüz gülmekten. Üzülürsünüz de aynı zamanda.
Söz veriyorum, bir ara yazacağım bu konuları.
O zana hak vereceksiniz bana, sizde benim gibi düşünüp aynı fikri savunacaksınız. Bir kez daha ülke futbolunu rezil eden, yabancı çöplüğüne dönüştürenlerin kim olduğunu anlayacaksınız.
Konu konuyu açıyor.
Bugün gerçekte, yazmak istediğim şey, yerel medyamızda yapılan ve heyecan yaratan transfer haberlerine.
Sezonun yıldız takımı gururumuz Samsunspor’un birkaç gün sonra resmen başlayacak transfer döneminde kadrosuna katacağı isimler ortalığa dökülmüş vaziyette.
Yok Cenk Tosun, Yok Abdülkerim, Yok şu yabancı, bu yabancı.
Hepsi karavanaymış.
Önceki akşam, bir TV kanalında konuşan başkan Yüksel Yıldırım’ın açıklamasından ortaya çıkan sonuç bu.
Gazeteci mesleği gereği okuyucusuna haber üretmek zorundadır.
İşi budur.
Yöneticiler ise bitmemiş bir transfer için açıkça çıkıp ta bilgi vermez. Haber ortaya dökülürse kulüp maddi manevi zarar görebilir. O oyuncuya başka takımlar talip olabilir. Bu durum oyuncunun taleplerini artırabilir. Maliyet yükselebilir.
İki taraftan baktığınızda her kes haklıdır.
Gazeteci de, yönetici de.
Haber çıkarsa da menajerler kazanır.
Böylesine zor bir döngüdür transfer mevzuları.
Şimdi sorarsınız, ki sormaktasınız, “Samsunspor kimleri alacak?” diye.
Onu bunu bilmem, ben Messi’ciyim. Onu alalım, o gelsin.
Porto’ya attığı golü gördükten sonra, ilerlemiş yaşına rağmen dünyanın en iyi futbolcusudur demeye devam ediyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: