Sezon başında Menemenspor’dan ligin en çok gol atan ismi olarak Samsunspor’a gelen Ahmet Sağat’ın yüzüne ne giden hoca Bayram Bektaş, ne de gelen Hüseyin Eroğlu baktı.
Golcü futbolcudan faydalanmak yerine onu yedek kulübesinin müdavimi yaptılar. Bayram hocanın ömrü kısa sürdü, takımla yolları ayrıldı. Yerine gençlere verdiği önemle nam salmış Hüseyin Eroğlu geldi.
Eroğlu’nun da Ahmet’e bakışı farklı olmadı. Oyuncuyu son dakikalarda sahaya sürdü. Amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmekti. Bu konuda Ahmet’in hiçbir kusuru olduğunu zannetmiyorum. Hoca egosu denen şey her zaman görünen bir gerçekti.
Altınordu maçının başında rakibine karate hareketi yapan Tanque oyundan atıldı. Forvetsiz kalan takım 2-0 geriye düştü. Hüseyin hocanın aklına Ahmet’i oyuna sokmak ancak maçın bitimine iki dakika kala geldi.
Ahmet maça girip golünü attı. Süre yeterli olsaydı ikinciyi de atıp takımını yenilgiden kurtarabilirdi. Ama olmadı. Tanque’siz çıkılan Türkiye Kupası maçında elinde başka forvet olmadığından hoca Ahmet ile başladı oyuna. O’da kendisine inananları mahcup etmeden hem çok güzel oynadı hem de birbirinden güzel, şık üç gol atıverdi.
Hocasına “ Ben buyum” mesajı gönderdi…
Hüseyin Eroğlu’nun kucağına bombayı koydu…
Cezası bitince siyahi oyuncuyu mu tercih edecek, yoksa rüştünü ispatlamış Ahmet’i mi?
Hocanın işi zor…
Aslında çözüm bana göre çok basit…
Görünen köy kılavuz istemiyor…
Buna benzer bir başka konu ise Yunus Emre’de yaşanıyor…
Oyununun üzerine her geçen gün koyan genç futbolcu son kupa maçında kendisini izleyenleri mutlu ettirdi. O’nun da kenar yönetimine gönderdiği mesaj açıktı.
“Ben ilk on birin değişmez adamıyım, başka yollara bakmanıza gerek yok!”
Yusuf Abdioğlu iyileşip geri döndüğünde ikinci ve zor bir tercih daha yapmak zorunda kalacak Hüseyin Eroğlu…
Yerinde olmak istemezdim doğrusu.
Yorumlar
Kalan Karakter: