Bir ülkenin geleceğini görmek istiyorsanız, saraylarına, gökdelenlerine ya da borsalarına değil; öğretmenlerine bakın derler. Çünkü öğretmen, bir toplumun yarınını şekillendiren en önemli güçtür. Bugün ise ülkemizde öğretmenlerin yaşadıklarına baktığımızda insanın içi acıyor.
Anayasal haklarını kullanarak insanca çalışma koşulları, güvenceli bir yaşam ve adil ücret talep eden özel okul öğretmenleri günlerdir seslerini duyurmaya çalışıyor. Ne istiyorlar? Daha fazla sömürü mü? Ayrıcalık mı? Başkalarının hakkını gasp etmek mi? Hayır. Sadece emeklerinin karşılığını, insan onuruna yaraşır çalışma koşullarını ve gelecek güvencesini istiyorlar.
Fakat bu taleplerin karşısına çıkan manzara utanç vericidir.
Öğretmenler yerlerde sürükleniyor, darp ediliyor, gözaltına alınıyor, tekmeleniyor. Bir zamanlar eline çiçek verilen, saygıyla önünde eğilinen insanlar bugün copların, kalkanların ve sert müdahalelerin hedefi haline getiriliyor. O görüntüleri izlerken insanın aklına tek bir soru geliyor: Kim bu insanlar? Hangi ülkenin vatandaşı bunlar?
Bu ülkenin çocuklarını yetiştirenler değil mi?
Cumhuriyetin emanet edildiği nesilleri yetiştirenler değil mi?
Yarın doktor olacak, mühendis olacak, işçi olacak, sanatçı olacak çocuklara bilgi veren insanlar değil mi?
Öyleyse neden bir suçlu muamelesi görüyorlar?
Bir toplumun vicdanı öğretmenine gösterdiği saygıyla ölçülür. Eğer bir ülkede öğretmenler hak aradıkları için yerlerde sürükleniyorsa, orada yalnızca öğretmenler değil, demokrasi de sürükleniyor demektir. Eğer öğretmenler darp edilerek susturulmaya çalışılıyorsa, aslında susturulmak istenen geleceğin kendisidir.
Bugün özel okul öğretmenlerinin yaşadığı sorunlar yalnızca onların sorunu değildir. Bu mesele, eğitimin niteliğinin, çocuklarımızın geleceğinin ve ülkenin yarınlarının meselesidir. Çünkü geçim derdiyle boğuşan, güvencesizlik içinde yaşayan bir öğretmenden mucizeler beklemek mümkün değildir. Eğitimin kalitesi öğretmenin yaşam koşullarından bağımsız düşünülemez.
Ne yazık ki geldiğimiz noktada insanlığın sınandığı günlerden geçiyoruz. Açlık sınırının altında yaşamaya zorlanan emekliler, iş güvencesi olmayan çalışanlar, geleceğe umutla bakamayan gençler ve şimdi de hak aradığı için şiddet gören öğretmenler...
Toplumun her kesiminden yükselen feryatlar adeta görünmez hale getiriliyor.
Ama unutulmamalıdır ki bir ülke, öğretmenini değersizleştirerek büyüyemez. Öğretmenine şiddeti reva gören bir anlayış, yarın çocuklarına umut veremez. Çünkü eğitim yalnızca okul binalarından ibaret değildir; eğitim aynı zamanda öğretmene verilen değerdir.
Bugün sessiz kalınan her haksızlık yarın daha büyük adaletsizliklerin kapısını aralar. Bu yüzden vicdan sahibi herkesin sesini yükseltmesi gerekiyor. Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, velilerin, öğrencilerin ve toplumun tüm kesimlerinin bu yaşananlara karşı söz söylemesi gerekiyor.
Çünkü yerde sürüklenen yalnızca öğretmen değildir.
Yerde sürüklenen, bu ülkenin geleceğidir.
Tekmelenen, çocuklarımızın yarınlarıdır.
Susturulmak istenen ise hak, hukuk ve adalet talebidir.
Ve insan soruyor:
Yok mu bu sesi duyan bir vicdan sahibi?
GELECEĞİ YERDE SÜRÜKLEMEK
Yayınlanma :
24.06.2026 09:05
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: