Mesleki hayatımda gerek günlük sohbetlerde gerekse hukuki danışmanlık kapsamında karşılaştığım soruların başında şu gelir;
Şöyle şöyle oldu, bana dava açabilir mi?
Yahut;
Ben dava açabilir miyim?
Bu minvaldeki soruların büyük çoğunluğuna verdiğim cevap aslında aynıdır:
Herkes herkese istediği konuda dava açabilir.
Dava açmak kolaydır.
Asıl mesele, açılan davada taleplerinizi kabul ettirebilmektir.
Bu ise ispatla mümkündür. İspat, en basit anlamıyla haklılığını ortaya koyabilmektir.
Hukukun en temel kurallarından biri de ispatın önemine işaret eder:
“İddia eden, iddiasını ispatla yükümlüdür.”
Bu noktada gerek müvekkillerime gerekse yakın çevreme, maruz kaldıkları haksızlıklarda ilk olarak delilleri sorarım. Bir mesaj, bir sözleşme ,bir dekont yahut bir tanık...
Çoğu kişi delilleri ikinci planda görür ve yaşananları anlatmaya odaklanır. Oysa bir uyuşmazlık mahkemeye taşındığında asıl önem kazanan şey, yaşananları somut olarak ortaya koyabilen delillerdir.
İlk yazımda da ifade etmiştim; bizler insani ilişkilerimize çoğu zaman iyi niyetle adım atarız.
Basit bir örnek vermek gerekirse:
Kiracı olarak bir ev buldunuz ve ev sahibiyle anlaştınız. Ev sahibi kirayı elden ödemenizi istedi. Siz de iyi niyetle bunu kabul ettiniz.
Gel zaman git zaman ev sahibiyle sorunlar ortaya çıktı ve ev sahibi elden aldığı kira ödemelerini inkar etmeye başladı.
Olası bir mahkeme sürecinde kirayı ödediğinizi iddia eden taraf olarak, ödemeleri ispat etmeniz gerekecek. İşte bu noktada, ilişkinin en başında iyi niyetle hareket etmiş olsanız bile, sizi güvence altına alacak bazı adımlar atmanın önemi ortaya çıkar.
Örneğin elden ödeme yapmayı tercih etmiş olsanız dahi, her ödeme karşılığında ev sahibinden ödemenin alındığını gösteren imzalı bir belge almak veya en garanti olarak ödemeleri banka kanalıyla gerçekleştirmek, ileride yaşanabilecek uyuşmazlıklarda önemli bir güvence sağlayacaktır.
Burada vermek istediğim mesaj yalnızca kira ilişkileriyle sınırlı değildir.
Gündelik hayatta da iş hayatında da yaptığınız bir ödemenin, verdiğiniz bir borcun, imzaladığınız bir sözleşmenin,gönderdiğiniz bir mesajın veya söylediğiniz bir sözün lehinize veya aleyhinize delil olabileceğini göz ardı etmemelisiniz.
Aksi halde, ne kadar haklı olursanız olun, haklılığını ortaya koyamadığınız noktada hukuk düzeninden beklediğiniz korumayı göremeyebilirsiniz.
Mahkemeler insanların kalbini okuyamaz.
Bu nedenle hukuk düzeni yalnızca haklı olduğunu düşüneni değil, haklılığını ortaya koyabileni koruyabilir.
Bu yüzdendir ki; haklı olmak kadar, haklılığımızı ortaya koyabilmek de önemlidir.
Daha adil, daha hakkaniyetli günlere....
HAKLI OLMAK YETMEZ!
Yayınlanma :
18.06.2026 08:10
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: