Cumhuriyetin ilk yıllarında, yatırım, kalkınma, demokrasi, ekonomi…
Aklınıza ne gelirse sorunlarına imdat bekleyen milletin ortak bir şarkısı vardı söylediği:
‘Ankara Ankara
güzel Ankara
Seni görmek ister
her bahtı kara
Senden yardım umar
Her düşen dara
Yetersin onlara
güzel Ankara!’
Bu hiç değişmedi her bahtı kara olan, her dara düşen Ankara'ya koştu, sesini duyurabilmek için.
Tıpkı şimdi olduğu gibi.
Bakın son günlerde Ankara'da olup bitenlere.
Bir gün madenciler akın ediyor, haklarını alabilmek için. Diğer gün öğretmenler…
Ama bu kez bir terslik var.
Çünkü bunların hiçbiri Ankara’nın umurunda değil. Çünkü Ankara başka bir dünyada yaşıyor.
Ankara artık, şikayetleri, dertleri dinleme merkezi değil, eylemleri bastırma merkezi haline gelmiş.
Ters kelepçe, gözaltı, biber gazı…
Madenci yerlerde sürüklenmiş, üç kuruş maaşa bile dünden razı öğretmen hakkını alabilmek için itilip kakılmayı göze almış, kimin umurunda.
Ya da Türkiye’de nakdi krediler yıllık bazda yüzde 39 artarak 26 trilyon TL eşiğini aşmış, takipteki alacaklar 880 milyar TL’ye yükselmiş umursayan var mı?
Sadece bu da değil. Konkordatolar, iflaslar da artış eğiliminde. Bakın daha geçen gün kuruluşu 1905 yılına dayanan Karadeniz’in köklü markalarından Tirebolu 42 Çay, yaşadığı finansal darboğazdan çıkamayarak resmen iflas etti.
Giresun’un Tirebolu ilçesinde faaliyet gösteren şirketten alacağı bulunan kişi ve kurumların, 1 ay içinde gerekli belgelerle birlikte İflas Dairesi’ne başvurmaları gerekiyor. Firma batık, alacaklılar batık!
Manzara bu. Ve biz 3 yıldır dezenflasyon ile enflasyonu düşüreceğiz derken bir arpa boyu yol alamadığımız gibi, vatandaşın da adeta böğrünü delip geçtik. Açlık, yoksulluğa mahkum ettik.
İşin en tuhaf tarafı ne biliyor musunuz?
Dezenflasyon, sıkı para politikaları yetmemiş, artık operasyonla, tavuk eti fiyatlarını düşürmeye çalışıyoruz!
***
Uzun yıllar basında mesai yaptığım ve bu gazetenin köşelerini birlikte paylaştığım sevgili arkadaşım Miraç Öztürk, geçtiğimiz günlerde beni ve meslektaşlarını bir hayli mutlu etti, başarısıyla gurur duymamızı sağladı.
Miraç'ın edebi yeteneğinin olduğunu biliyordum ama bu kadar iyi olduğundan haberim yoktu. Zira sevgili Miraç, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Bafra Şubesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen İhsan Yılmazşamlı Öykü Yarışması'nda "Canşikar" isimli öyküsüyle birinci seçildi.
Miraç ile konuşup, hem kendim hem sizler adına başarısından olayı kendisini kutladım ve yeni yazınlarını beklediğimizi söylemeyi de ihmal etmedim.
Şüphesiz ki bu ödül, Miraç Öztürk'ün yazı yolculuğunda önemli bir adım. Kitaplarını, romanlarını ve daha nice öykülerini okumayı diliyorum. Ne diyeyim; edebiyat dünyası usta bir kalemi daha basın camiasından çalmayı başardı.
Nice başarıları, nice okurları olsun!
ANKARA ANKARA DUY SESİMİZİ!
Yayınlanma :
19.06.2026 09:04
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: