Muhalefetin özellikle de CHP'nin 'hemen sandık' çağrılarına çok değil birkaç ay önce iktidardan ve onun küçük ortağı MHP'den yanıt gecikmemişti.
Seçim için verdikleri tarih; 16 Nisan 2028'di.
Yani dediklerini yaparlarsa, sandığın önümüze gelmesi için daha 2 yıl var.
Buna erken değil ama 'öne alınmış' bir seçim tarihi de diyebiliriz.
Bu tarih neden bu kadar önemli derseniz; Anayasa'ya göre bir kişi, ikinci döneminde Meclis tarafından erken seçim kararı alınmadığı takdirde yalnızca iki dönem cumhurbaşkanlığı yapabiliyor.
Ama tarih bu şekilde belirlenirse, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da 3. dönem için yeniden aday olabilmesinin önünün açıldığı belirtiliyor.
Neyse...
Konumuz bu değil zaten. Bizim konumuz, ekonominin durumu...
Şu anki halimiz yani. Geçim sıkıntımız, asgari ücret yapılmayan, emekli maaşlarındaki, komik olan ama bizi zerrece güldürmeyen artışlar.
Bildiğiniz gibi asgari ücrete bu temmuzda da ara zam yok.
İşçinin asgari ücreti yılsonunu bekliyor.
Misal 2026’nın 6 aylık enflasyonu %17,76 olurken asgari ücret; 28,076 lirada kaldı.
Neyi bekliyorlar. Tabii ki seçim sandığını…
Bu ülkede bilinen bir gerçektir. Sandıklar depolardan çıkmadan asgari ücrete ve emekli aylıklarına zam yapılmaz.
Görünen o ki ancak sandık ufukta görülünce hükümet asgari ücrete, emekli aylıklarına "olağanüstü" zam yapmak zorunda kalacak.
Bu sürede geçici de olsa memur-işçi gelir farkı azalacak ama sonra enflasyon herkesi ezecek.
Bizler seçimi bekleye duralım; Türkiye artık dünyanın 'en pahalı ülkesi' kimliğini de iyice tescillemiş halde.
Bankalararası Kart Merkezi verileri de bu gerçeği doğruladı. BKM'nin verilerine göre yerli kredi kartlarıyla yurt dışında yapılan harcamaların tutarı mayıs ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 67 artışla 93,6 milyar liraya ulaştı.
Buna karşılık yabancı kartlarla Türkiye'deki alışverişin hacmindeki artış yüzde 18’le sınırlı kaldı.
Neden böyle?
Çünkü Türkiye'de yüksek enflasyon var. Ve fiyatlar döviz bazında da pahalı hale gelmiş halde.
Özellikle alışveriş turizminin lokomotifi olan hazır giyim, ayakkabı, kozmetik ve elektronik ürünlerinde fiyat avantajının zayıflaması, turistlerin harcamalarını sınırlandırırken, Türk tüketicileri de alışveriş için yurt dışına yöneltiyor.
***
DİP DALGA ANAHTAR PARTİ Mİ?
Yıllar önce Piri Reis Ticaret Meslek Lisesi Gazetecilik Bölümü'nde ders verirken okuttuğum öğrencilerimden Tahir Ömer Çokluk, yıllar geçtikçe iyi bir gazeteci olmaya doğru gidiyor. Şimdilerde Samsun'da bir internet sitesinin de Genel Yayın Yönetmeni olan eski öğrencim, bu hafta sonunda ilginç bir haber yakalamış.
Haber siyasi partilerin üye sayılarındaki artışla ilgili… Haberde en çok dikkatimi çeken, Anahtar Parti'nin üye sayısındaki rekor artış.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklanan güncel siyasi parti üye verilerine dayandırılan habere göre Anahtar Parti, son bir yılda 99 bin 232 yeni üye kazanarak Türkiye'de en fazla üye artışı yaşayan partiler arasında üçüncü sıraya yerleşmiş durumda…
Üye sayısını en çok artıran partiler içinde ilk sırada AK Parti, ikinci sırada ise Saadet Partisi yer alıyor.
Kısa süre önce kurulan bir siyasi hareket olmasına rağmen ulaşılan bu rakam, gerçekten dikkat çekici...
Buna karşılık bazı partilerde ise üye sayılarındaki düşüşler dikkat çekiyor.
Örneğin CHP 23 bin 459, Demokrat Parti 12 bin 934, İYİ Parti 7 bin 778, DEVA Partisi 5 bin 774 ve Gelecek Partisi 2 bin 882 üyesini kaybetmiş.
Durum böyle olunca, aklıma şöyle bir soru geldi:
Merkez sağ, Anahtar Parti'ye mi kayıyor?
Anahtar Parti'deki yükseliş, önümüzdeki süreçte seçim ittifakları ve işbirlikleri için sizce de dikkat çekici bir gelişme değil mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: