Ne diyor şair Turgut Uyar;
“…Eylül toparlandı gitti işte,
Ekim filan da gider bu gidişle,
Tarihe gömülen koca koca atlar,
Tarihe gömülür o kadar.”
Eylülü de geride bıraktık ve yoğun gündemiyle ekim ayının ilk günü geldi çattı.
Bugün 1 Ekim ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün açılıyor.
İlk oturumu, TBBM Başkanı Numan Kurtulmuş yönetecek ve bu ilk oturumda, Erdoğan’ın ‘Terörsüz Türkiye’ başta olmak üzere iç ve dış siyasi gelişmelere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapması bekleniyor.
TBMM’nin en önemli gündemi ne?
Dinlemelerde artık sona doğru yaklaşan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonun hazırlayacağı rapor elbette…
Yapılacak yasal düzenlemelerin çerçevesinin belirleneceği ve önerilerin yer alacağı raporda yer alan düzenlemeler, ilgili komisyonlarda ele alınarak yasa teklifi haline getirilecek.
Ekim ayında meclisin bir diğer önemli gündemi ise 2026 yılı bütçesi…
Bu kapsamda Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, 7 Ekim’de Meclis Plan Bütçe Komisyonuna sunum yapacak.
Ekim ayında 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nin sunulmasıyla birlikte Meclisin önce Plan Bütçe Komisyonu sonra genel kurul olmak üzere aralık ayı sonuna kadar sürecek bütçe mesaisi başlayacak.
Meclisin gündemi böyle. Bir de emekçilerin gündemi var. O da herkesin merakla beklediği asgari ücret…
Ama asgari ücrette büyük bir kriz hatta kaos kapıda!
Neden mi?
Çünkü TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ, Asgari Ücreti Belirleme Komisyonu'na katılmama kararı aldı.
Bu durumda da asgari ücreti hükümet ile işveren belirleyecek.
İki sendikanın komisyonu katılmama kararı almasının nedeni ise, komisyonda yer alan hükümetin asgari ücretin belirlenmesinde en önemli belirleyici olması.
Her iki sendika bu yüzden Avrupa'da olduğu gibi masada sadece işçi ve işverenlerin olmasını istiyor.
Çünkü sendikalar kamuda asgari ücretli çalışan hemen hemen olmadığına işaret ederek, asgari ücretli çalıştırmayan hükümetin, asgari ücreti belirlemesinin, işçiler için büyük bir kayıp olduğunu dile getiriyorlar.
Sonuç olarak asgari ücret iki ay sonra belirlenecek ama masada işçi tarafı olmayacak.
Bunun kaos yaratacağını sanırım herkes biliyor ama nedense kimse bu konuyu gündeme bile getirmiyor.
Asgari ücrette adım adım krize doğru yol alırken, TÜİK’in cuma günü açıklayacağı eylül ayı enflasyonuyla ilgili tahminler genellikle yüzde 2,50 dolayında yoğunlaşıyor.
Merkez Bankası’nın piyasa katılımcıları anketinde ortaya konulan tahmin de yüzde 2,25.
Bence eylül enflasyonu normal gidişle 3’ü zorlar, hatta 3’e sığmaz gibi görünüyor.
Ama TÜİK böyle bir rakam açıklamaz. O yüzden de açıklanacak oranın 2,97’nin altında kalacağını düşünüyorum.
2,97 önemli; çünkü eylül artışı bu düzeyi aşarsa “dezenflasyon süreci kesintiye uğrayacak” ve yıllık enflasyon yeniden artış gösterecek.
Çünkü geçen yılın eylülündeki TÜFE artışı yüzde 2,97 düzeyindeydi ve bu eylülde 2,98’lik bir artış yaşanması bile yıllık oranın yeniden yükselmesi demek.
Böyle bir durumda “Bakın enflasyon düşüyor” diye “Hızla tek haneye gidiyoruz” diye nasıl açıklama üstüne açıklama yapılacak?
Sonuç olarak İşçi, memur, emeklinin durumu ortada. Asgari ücrette kaos kapıda. Enflasyon dur durak tanımıyor. Ama aylar birer birer geçip gidiyor.
Ne diyordu şair Turgut Uyar,
"…Eylül toparlandı gitti işte,
Ekim filan da gider bu gidişle!"
Yorumlar
Kalan Karakter: