Kocadağ…
2000’li yılların başlarına kadar ormanlık alanları ile Samsun’un oksijen deposuydu.
Sonra taşocakları geldi.
2019 yılında Kocadağ’da 6 ruhsat sahibi taşocağı işletmesinin tahrip ettiği alanın büyüklüğü 3 bin 500 dönüme ulaşmıştı.
Kocadağ bugün artık taşocaklarının yarattığı ekolojik yıkımla yaşanmaz durumda.
2021 yılına gelindiğinde 'gençleştirme' adı altında ağaçları katlediyorlardı.
O yıllarda Kocadağ'ın eteklerinde Aksu Mahallesi’nden zirveye doğru çıktığınızda kilometrelerce yeni ve oldukça geniş yollar açıldığını görmüştüm.
Şimdi 2026 yılındayız.
Kocadağ’da yine taşocağı krizi yaşanıyor.
Çünkü bir taşocağının kapasite artışı için yapılan ÇED başvurusu, bölge halkını ayağa kaldırdı.
Oysa ki Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Kocadağ’ı turizme kazandıracağız” diyordu.
Kocadağ sakinleri turizm yatırımı beklerken taşocağının kapasite kullanımının arttırılmak istenmesi üzerine pazar günü dağa çıktılar.
Dağa çıktılar derken yanlış anlaşılmasın Kocadağ’da toplandılar yani…
Diyorlar ki "Kocadağ bizimdir, doğa bizim”, “taş ocağı istemiyoruz”, “yaylalar sönmesin.”
Söylediklerine göre kapasite arttırımı kapsamında taşocağı firması yaklaşık 100 bin ağacı kesecek.
Dile kolay, tam 100 bin ağaç…
Bu taşocakları yüzünden zaten Kocadağ sakinleri tozdan, gürültüden ve kamyon trafiğinden illallah etmiş durumda.
Önce Özel İdare, şimdi belediyeler sürekli yol yapımıyla meşguller Kocadağ'da. Niye? Çünkü, taşocaklarının ağır tonajlı kamyonları, yolları tahrip ediyor.
20 yıl önce Kocadağ, Samsun’un en önemli doğal yaşam ve turizm merkezlerinden biri niteliğine sahipken bugün ise bölgede bulunan ve sürekli genişleyen taşocakları, eşi benzeri olmayan bir doğa katliamına neden olmuş durumda.
Güzelim manzarası, doğal bitki örtüsü, ormanlar, su kaynakları…
Aklınıza ne gelirse hepsi tahrip oluyor bu taşocakları yüzünden.
Kocadağ, açılan devasa çukurları, ağaçsız çorak tepeleri, iş makineleri ve hafriyat kamyonlarının köstebek yuvasına çevirdiği yolları ile yaşanmaz hale geldi.
Taşocağında kapasite arttırımı demek yeni patlatılacak dinamitler demek.
Çamlıyazı, Meyvalı, Yukarı Aksu ve Kabadüz köylüleri, bu patlatılan dinamitler yüzünden zaten korku içinde.
Halbuki Kocadağ çevre katliamıyla mı gündemde olmalıydı?
1350 metre rakımdaki yaylası, doğal dokusu, yamaç paraşütü ve doğa yürüyüşü yapmaya elverişli konumuyla bir turizm merkezi haline gelebilecek olan Kocadağ, taşocaklarının insafına mı terk edilecek?
Yapmayın, etmeyin!
Bugün tüm dünyanın çevre ve iklim meselesinde ciddi felaketlerle karşı karşıya…
Doğanın ayarlarıyla oynamayın...
Dünyada 1 milyar insan aç.
Her yıl 1.5 milyon insan kirli sudan yaşamını yitiriyor ve 3 milyar insan temiz su kaynağından yoksun.
Dünya sadece ısınmıyor, daha fazla kirleniyor, yok ediliyor. Su kaynakları kurutuluyor. Her şey metalaştırılıyor.
"Her şeyin bir fiyatı var" mantığı ile bizden önce yaşayanlardan aldığımız ve geleceğe taşımamız gereken miras yok ediliyor.
Bu talana, bu yağmaya sessiz mi kalacağız?
Kocadağ'a sahip çıkın!
KOCADAĞ'A SAHİP ÇIKIN!
Yayınlanma :
01.04.2026 09:01
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: