Rönesans döneminin ünlü ressamı ve bilim adamı Leonardo da Vinci, insanların üçe ayrıldığını söyler; "Görenler, gösterince görenler ve asla görmeyenler" diye.
Bu ülkede emekliye, asgari ücretliye ara zam şart oldu.
Neden mi?
Çünkü son 3 ayda; domates, biber, salatalık, kabak vb.
Meyvesi yenen sebzeler yüzde 108,
Yeşil baklagil sebzeleri yüzde 69,
Yeşil yapraklı sebzeler yüzde 58,
Taze turunçgiller yüzde 24,
Çiğ ve tam yağlı süt yüzde 23,
Tereyağı yüzde 23,
Et yüzde 21 zamlandı.
Sadece 3 aylık gıda böyle...
İlk üç ayda mazota ise yüzde 22 zam geldi.
Daha geçen hafta da elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam geldi.
Önceki gün de neredeyse 7/24 içtiğimiz çaya, yüzde 10 zam yapıldı ÇAYKUR tarafından.
Böylece bir bardak çayın fiyatı 5 yılda, tam tamına yüzde 1285 zamlandı!
Tüm bu rakamlar ara zammın zamanının geldiğini göstermiyor mu?
Yüzyıllar öncesinden bugünlere sesini duyurabilmeyi başaran Çinli filozof Konfüçyüs; “Ya ip kısadır ya da kuyu derin” diyordu.
Şimdi gelin Türkiye'ye bir bakın. Bizdeki durum ne; ip mi kısa kuyu mu derin?
Ben söyleyeyim. Bizde ikisi de aynı anda gerçekleşiyor.
İp kısa; bize verilen ücretler yetmiyor.
Kuyu derin; öyle TÜİK'in hayatın olağan akışına zerre kadar uymayan rakamlarına bakmayın, enflasyon sandığımızdan çok daha fazla yüksek.
Ete, peynire, aklınıza gelebilecek birçok gıda maddesiyle neredeyse küstü bu millet.
Evine bu ürünleri şöyle kılı kırk yarmadan, sonrasını düşünmeden alabilen asgari ücretli, emekli var mı, sanmıyorum.
Emekli ve sabit gelirli ücretlilerin durumunun iyi olduğunu zaten kimse söyleyemez.
Kira, ulaştırma, gıda, eğitim, sağlık gibi harcamalarını karşılamaktan yoksun, borç çevirerek yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.
E şimdi bir de savaş patladı. Her ne kadar ateşkes ilan edildi diyorlarsa da ben o kadar emin değilim. Bu akıl yoksunu, nükleer silah kullanacağı imasını bile yapabilen Trump ile her şey hala mümkün.
Trump’ın tetiklediği bu savaşın ardından mavi küreyi saran yeni enflasyon dalgası, Türkiye dahil bütün ülkeleri yutabilir deniliyor.
Bütün bunları üst üste koyunca, bu "ara zam" konusunun artık su götürmez hale geldiği gerçeği ortaya çıkmıyor mu?
Leonardo da Vinci ne diyordu; "İnsanlar üçe ayrılır; görenler, gösterince görenler ve asla görmeyenler."
Dilerim ekonominin 'mevcut' yönetimi ya 'görenler', hiç olmazsa 'gösterince görenler' dendirler.
'Asla görmeyenler'le neler olacağını zaten ahir ömrümüzde yaşayarak öğrendik.
KISA KISA NOTLARIM:
*2025 başından bu yana yabancının Türkiye’ye portföy girişinin büyük çoğunluğu savaş dönemi boyunca çıktı. Merkez Bankası da bu çıkışı karşılamak için rezervlerinden 49.2 milyar dolar döviz satışı gerçekleştirdi. Uzmanlar yüzde 70’i yabancı ağırlıklı olan döviz talebinin yavaşlamasını bekliyor.
*Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mart ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi'ni açıkladı. Buna göre reel kesim güven endeksi martta bir önceki aya göre 4,1 puan azalarak 100,0 seviyesinde gerçekleşti.
*KİT'lerin borç stoku 1,5 trilyon lirayı aştı Kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) ve özelleştirme programındaki kuruluşların cari fiyatlarla borç stoku açıklandı. 2025 yılının son çeyreği itibarıyla bu borç stoku, 1 trilyon 501 milyar 909 milyon 298 bin lira olarak belirlendi.
Yorumlar
Kalan Karakter: