2026'ya sayılı günler kala artık çok net bir şekilde anladık ki bu yıl bu toplumun yüzde 80'i için çok ama çok zor geçecek.
Nereden mi biliyoruz?
Daha dördüncü toplantıyı bile yapmadan üçüncü toplantıda alelacele açıklanan asgari ücretten…
Evet, işçisiz sendikasız toplanan Asgari Ücreti Tespit Komisyonu, yılbaşından itibaren uygulanacak net asgari ücreti, yüzde 27 artışla 28 bin 75 TL olarak açıkladı. Brüt asgari ücret ise 33 bin 30 TL olarak belirlendi.
Böylece net asgari ücret TÜRK-İŞ’in 29 bin 828 TL olarak açıkladığı “açlık sınırı”nın da altında kaldı.
Asgari ücretin prim desteği dahil işverene maliyeti ise 39 bin 223-40 bin 214 liraya çıktı.
Asgari ücretin açıklanmasıyla birlikte herkes büyük bir şok yaşadı. Oysa ki görünen köy kılavuz istemiyordu.
Asgari ücrete hatırı sayılır bir zammı niye yapsınlar ki.
Görünürde bir seçim mi var?
Bu ülkede ne zaman bir seçim olur, işte o zaman geçim derdine düşer iktidarlar…
Ne yazık ki bu değişmez bir kural haline getirilmiştir.
Bu ülkede IMF bir stand-by programı uyguluyor olsaydı, emin olun bundan çok daha insaflı bir asgari ücret belirlerdi.
TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay, "Bu rakamı ne asgari ücretli ne biz kabul ederiz" demiş.
Dese ne olacak ki işçiyi, asgari ücretliyi umursayan mı var?
Türkiye'de hayat pahalılığı almış başını gitmiş, asgari ücret yerlerde sürünüyor ama gündemde bazı gazeteci, spiker ve spor insanlarının adının karıştığı "ahlaksızlık" boyutuna ulaşmış rezaletler var.
Herkes kendine gelsin. Türkiye'nin gerçek gündemi ne Ela Rumeysa ne Mehmet Akif ne de Sadettin Saran'dır!
Gerçek gündem TBMM'den kavga dövüş geçirilen, daha şimdiden 2.7 trilyon TL açık verecek olan, halkın içinde olmadığı 2026 bütçesidir!
Gerçek gündem açlık sınırının altında verilen asgari ücrettir!
Gerçek gündem TÜİK marifetiyle düşük gösterilen enflasyonla, en az yarısı verilmeyen emekli ve memur maaşlarıdır!
Gerçek gündem açlıktır, yoksulluktur!
Evet 2026 çok zor bir yıl olacak. Bu gidişle, reel sektörde büyük yaprak dökümü kaçınılmaz. 2026’yı atlatan ayakta kalacaktır.
Çalışanlar ve emeklilerin durumu ise da daha kötüye gidecektir.
Dolayısıyla herkes nefesini 2027’ye kadar tutmak zorunda.
Nefesini tutmanın nasıl bir şey olduğunu anlatmama gerek yok sanırım!
Emekliler mi?
Onların nefeslerini tutmasına gerek yok. Onları yıllardır ölüye saydılar çünkü!
***
Bankacılık sektörüne müşterilerden en büyük yakınma, politika faiz indirimlerinin kredi faizlerine istenilen ölçüde yansımaması yönünde oluyor. Bankacılık sektörü kaynaklarından edinilen bilgiye göre temmuzda bu yana yapılan 4 toplantıda 8 puanlık politika faizi indirimi TL cinsi kredi faizlerinde 7-7,5 puan indirim getirdi ama kredi faizi yüzde 46’nın üzerinde kaldı.
Yorumlar
Kalan Karakter: