BASIN dünyasının içinde olanlar iyi bilir.
Özellikle yazılı basında haberi okutturan atılan başlıktır.
Bazen tek cümle ile olan, biteni anlatır.
Bazen merak uyandırıp, haberin tamamını okutur.
Tamamını diyorum çünkü bizim ülkemizde okuma alışkanlığı tabanlarda süründüğü için genelde 1. sayfa ve son sayfa başlıkları ile günü çözmeye, anlamaya çalışır halk…
O nedenle atılan ve sözel sarf edilen başlıklar çok önemlidir.
Radikal bir örnek vermem gerekirse;
Mesela okuduğunuz gazetenin ilk sayfasında, ‘Dünyaları götürdü’ başlığıyla bir haber okursanız, aklınıza ilk gelen ne olur?
Haksız bir kazanımın ifadesi olur değil mi?
Haberin muhatabı herkimse, hak etmeden veya çalışmadan büyük paraları iç ettiği gibi bir hisse kapılırsınız.
Oysa haberin tamamını okuduğunuzda işin aslının hiçte öyle olmadığı ortaya çıkar.
Zira bir adam yanında çocuğu ile kırtasiyeciye gitmiş ve çocuklarına ekseni içinde dönen dünya maketlerinden almış ve onları evine götürmüş.
Bu işlevde, ‘Dünyaları götürdü’ başlığı ile manşetlerde yerini almıştır.
Yani ifade edilmek istenenle, işin gerçeği arasında asla reel bir bağlantı yoktur.
İşte mecliste yapılan ‘Bütçe Görüşmeleri’nde’ yapılan sunumda yıllık TÜİK ile tüfe artışlarının ifadesi de aynen böyle olmuş.
Yıllık faiz artışı için baz alınan TÜİK verileri sunulmuş ve denilmiş ki;
‘Enflasyonda duraklama ve düşme dönemine girdik.’
Oysa baz artışlarla, fiyatların halka yansıması aynı değil ne yazık ki…
Çünkü halka yansıyan TÜFE’deki (Tüketici Fiyat Endeksleri) artışlar oluyor.
Bu ayırımı yapamayanlar bir açıklanan baz artışlara, birde çarşıda, pazarda cebinden çıkan paralara bakıyor.
Bakıyor ve akıl sır erdiremiyor.
Planlı olarak açıklanan rakamlara bakış ile algılama bir olmuyor yani.
Politikacılarda aynen basın mensupları gibi attıkları başlıkla, içeriğindeki gerçekleri birbirine örtüştürmeden yürümeyi tercih ediyor.
Belki çok üst üste örtüşen bir benzetme olmamış olabilir.
Ama halkımızın en çok ilan edilenle, yaşadığının örtüşmesine ihtiyacı yok mu sizce?
Yorumlar
Kalan Karakter: