HERGÜN yazı yazan bizler için özellikle bizim kentimizde konu üretmek zordur.
Kentin yararına olduğunu düşündüğünüz kendi ürettiklerinizin de yöneticiler nezdinde değer bulması da…
Çünkü onlar öncelikle kendi düşüncelerinin kabul ve takdir görmesini yeğlerler.
Sizin üretip, gündeme soktuklarınızı ise zul gibi gelir.
'Artık alıştık' diyeceğim de 'Hayır, alışmadım!'
İnadına yazmaya, gözlerinin içine sokmaya devam ediyorum
Neyse konudan uzaklaşmadan işin özüne geri dönelim.
Dedim ya, 'Günlük taze konu bulmak zordur' diye…
Dün sabah bizim sitede gezinirken gözüme çarptı;
'Maç keyfi kanlı bitti' diye bir haber okudum.
Birileri, bir yerde Galatasaray-Trabzonspor maçını izlemiş.
Sonrasında da 'Hakeme küfretti' mazereti ile fizik mühendisi bir vatandaşı bıçaklamış.
Tabii sonuç olarak konu adli makamlara gidiyor ve bıçaklayan şahıs tutuklanarak cezaevine gönderiliyor.
Habere gelen yorumda, yaralanan şahsın kardeşi olduğu anlaşılan başka bir şahıs olayın öyle olmadığını farklı bir şekilde geliştiğini ifade ediyor.
İşin aslı elbette adli makamlarca tespit edilmiş veya edilecektir.
Ben olayın farklı bir yönünü irdelemek istiyorum.
Yıllarını futbolun içinde geçirmiş bir futbol adamı olarak öncesinde maçı sessiz, sakin bir ortamda izlemeyi tercih etmişimdir hep…
Yöneticiliğim döneminde de protokol tribününe maçtan çok önce gelip, maçın sonunda kadar kimseyle konuşmamayı tercih ederek, maçın her anını gözlemlemeyi ve sindirmeyi yeğlemişimdir.
Doğal olarak aradan geçen yıllar sonrasında yöneticilik devrim bitti ve o fasıl kapandı.
Şimdi maç oldu mu, basın tribününe gidiyor bana ayrılmış yerde maçımı seyrediyor ve yorumumu yazıyorum.
Orada olanlar bilirler, çok nadiren pozisyon tartışır veya fikrimi söylerim.
Şayet evde veya herhangi bir mekanda seyredecek olursam…
Süreç yine çok değişmez.
Ben yine sessiz ve sedasız oyunu iki yönüyle yani her iki takımın sergilediği ve kurguladıkları oyun açısından seyrederim.
Yazımı yazar ve hemen o ortamdan kendimi soyutlarım.
Öyle saatlerce, 'O, ne demiş? Bu, ne demiş' diye kanal kanal gezmem.
Kimsenin de yorumunu dinlemem.
Benim aklım ve bilgim zaten o maçı yorumlamaya yeter.
Maç biter ben hemen kanalı değiştiririm.
Ya da bir film kanalından uygun olan bir tanesini seçerim.
Bence bunu sizde yapın.
Hayatınızı size bir faydası dokunmayacak kısır çekişmelerden, münazaralardan uzak tutun.
Peşinen bilin ki bu ülkede futbolu herkes bilir.
Herkes de en iyisini bilir.
Bu anlamda, hiç kimsenin kafasında oluşturduğu fikirlerden, sizin doğrularınız nedeniyle vazgeçmeyeceği hep aklınızda turun.
Seyredin maçınızı, keyfini çıkartmaya bakın.
Bitti mi maç!
Değiştirin kanalı, hayatın bir başka yönüne kayın.
Böylelikle ne siz zarar görmüş olursunuz.
Ne de bir başkasına zararınız dokunmuş olur.
Hatta imkanınız varsa, o arkadaşı bıçaklayana bir sorun;
'Memnun muymuş yaptığından.'
İmkan olsa…
Zaman geri gelse, maçı seyreder, direkt evine mi gidermiş?
Yorumlar
Kalan Karakter: