SİYASETE oldum olası ısınamamışımdır.
Farklı bir kulvar.
Ne seçilme sürecine…
Ne de seçildikten sonra kendin olarak devam edebilme şansının olmadığı bir işleyişe saygı duymak mümkün değil.
Önce kendiniz olmaktan çıkıp farklı bir kişiliğe bürünürsünüz.
Çünkü orada kalmak, sizi seçenlere karşı farklı misyonlar üstlenmenizi gerektiriyor.
Üst kademeleri hariç tutuyorum.
Grup başkanları…
Genel başkan yardımcıları…
Grup sözcüleri…
Komisyon üyeleri veya her ne unvana sahip iseler…
Onların belli görevleri olduğundan kendilerini muhafaza edebilme şansları var.
En azından misyonları itibariyle hem kendi parti kademelerine hem de kamuoyuna karşı düzgün bir profil vermek zorunluğunda oldukları için dikkatliler.
Sadece sıraları işgal edenlere sıra gelince işler biraz değişiyor.
Onların kendilerini belli etme şekilleri biraz değişik.
Sadece kaba kuvvetlerini göstermek.
Başka vekillere sataşmak.
Lisanlarını, hitap şekillerini bozmak.
Hatta nasıl kavga edebileceklerini bile göstermek kendilerini belli etmek anlamına gelebiliyor.
Aslında yazdıklarım çok onanacak şeyler değil biliyorum.
Hatta okuyabilseler, sayın vekillerin de beni kınayabilecekleri cinsten.
Ama çarşamba günü yeni Adalet Bakanı'nın yemin töreninden sarkan görüntüler, bu dediklerimi kanıtlamıyor mu?
Hangi siyasi misyona sahip olursanız olun, bu tür davranışlara haklılık kazandıracak bir gerekçe bulabiliyor musunuz?
Adları, unvanları ne olursa olsun…
Milleti temsil eden hiçbir siyasetçiye bu tür görüntülerin kahramanı olmak yakışmıyor!
Hal böyle olunca;
"Böyle bir siyasete, bu tür görüntülere vatandaş olarak saygı duymak mümkün mü sizce?"
Yorumlar
Kalan Karakter: