YAŞANACAK yer değil mi?
Bunu sadece ben söylemiyorum.
Sadece içindeki yerleşik insanlar da değil…
Bir şekilde bu kente gelmiş…
Ama görev için…
Ama herhangi bir nedenle, göçle…
Hepsi aynı şeyi söylüyor.
Samsun, yaşanacak şehir.
Eee, yaşayalım o zaman.
Elimizi, kolumuzu bağlayan mı var?
Nedir derdimiz?
Aslında hem var, hem yok dertler.
Ama zaten hayatın bir parçası değil mi onlar?
Varken üzülüyoruz…
Hallettik mi, mutlu oluyoruz.
Aslına bakarsanız bu kenti yaşanacak yer olmaktan çıkartmaya çalışanlar, bizleriz.
Bizlerden, içimizden birileri…
Kısır çekişmeler yaratarak…
Hani amiyane bir deyimle;
‘Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur’ diyerek…
Baba dediysem biyolojik değil ha?
Sahiplenerek, koruyarak takınılan babacan tavırla…
Çok paylaşamayacak şeyimiz yok aslında da…
İstiyoruz ki hep bizim dediğimiz olsun.
Benim düşündüğüm, benim bildiğim gibi olsun.
Beraber düşünsek, beraber bilsek, beraber karar versek ne olur?
İnanın kötü olmaz.
Kötü olmayacağı gibi, hani diyoruz ya;
‘Samsun yaşanacak yer’ diye…
Bir olsak, birlik olsak yaşanacak yerin ötesine geçer.
Cennet olur cennet!
Cennette kim yaşamak istemez ki?
O hale getirmek bizim elimizde…
Bir olarak…
Bir düşünerek...
Birlikte hareket ederek.
Yorumlar
Kalan Karakter: