TAKİP edenler bilir.
Trafik kuralları ve uygulanmaları hakkında sık sık yazarım bu köşede.
Bu konuda acımasız biri olduğumu ifade etmeliyim.
Geçmişte birçok etiketli kişiyi televizyon yıllarımda mahcup ettiğimi yeri her geldiğinde anlatır ve vurgularım.
Bizim ülkemizde, dolayısıyla kentimizde de trafik kuralları uygulamaları hakkında toplum olarak çok titiz olduğumuz söylenemez.
Yapımız itibariyle kuralları uygulamak bizi sıktığı gibi onları delmekten de hoşlanırız kimi zaman…
Hatta yaptığımız yanlışı ballandıra ballandıra anlatmak ayrı bir keyif verir.
Genel yapımızın genlerinde olan bu hususun en büyük kaynağı, cehaletimiz.
Dolayısıyla eğitim noksanlığımızdır.
Akıl vermeye ve yönlendirmeye bayılırız ama birçok şeyi kendi benliğimizde es geçmekten de geri kalmayız.
Bunu ekarte etmenin yolu, gerek aile içi…
Gerekse okul ve toplum hayatında disiplinli bir eğitimden geçiyor.
Ama inanın bana, bazen eğitimli olmak bile yetmiyor.
Bu algımızın karşılığı olan bir hata değil elbette.
Tamamen başkalarına kısıtlar ve yasaklarken, şahsımıza tanıdığımız lakayt özgürlükten geçiyor.
Araç trafiğinde en dikkat ettiğim husus;
Slalom ve draft yapan sürücülerdir.
Onları ifşa etmekten asla imtina etmem.
Yaya geçitlerini kullanırken kırmızıda geçen yayaları ikaz etmekten çekinmiyor…
Hele hele çocuklarının ellerinden tutup, sürüklercesine kırmızı da geçmeye zorlayan ebeveynlere iki çift laf etmekten geri kalmıyor, imtina etmiyorum.
Bu hal ve davranışların sebebini irdelemeye başladığımızda genel olarak sonucu eğitimsizliğe bağlıyoruz.
Ama cumartesi günü izlemek durumunda kaldığım olay bana ‘eğitimin de bir yere kadar yettiğini…
Eğitimin, cahilliği kısmen aldığı ama eşekliğin baki kaldığını’ bir kez daha gösterdi.
Mesleki geçmişinde önemli bir sivil toplum kuruluşunun başkanlığını yapan bir vurdumduymazı (Tabi bana göre genç) bisiklet üzerinde seyir ederken gördüm.
Sola dönüşte biz cepte yeşil ışık yanmasını beklerken o, fütursuzca kırmızıda döndü, gitti.
Kendinden başka kimseyi beğenmeyen ve döneminde bu kentte hizmet eden herkesi, salt siyasi yaklaşımlarından ötürü fikren bile düşman ilan edip, her yönleriyle acımasızca eleştiren ve her şeye karı çıkan bu zihniyetin yaptıklarından en azından bir teknik adam olarak utandım.
Bu türleri hep ifşa ettiğimi söylemiştim ama…
Hani, ‘eşeğin hatırı yoksa sahibini var’ sözünden yürüyerek bu kez mazur görmenizi diliyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: