İŞİN başı para olunca doğayı kimse iplemiyor.
Oysa doğada herhangi bir yerin yeniden aynı hale gelmesi 50 yıl sürüyor.
Bir insan ömrü neredeyse.
Gözümüz gibi bakmamız gereken meralarımızı,
Ormanlarımızı,
Yeşil alanlarımızı koruyamıyoruz bile.
Bırakın korumayı bazı önemli bölgelerde yapılacak villalara yer açmak için yangınların kasıtlı olarak çıkartıldığı iddiası bile var.
Hatta bu iddialar yanan bölgelere tesis edilecek villaların projelerine yer vermeye kadar uzanıyor.
Yurdun her köşesinde olduğu gibi Samsun’un çeşitli bölgelerinde de doğa yıkımı var.
Özel teşebbüslerin önünü çektiği bu yıkımlar ne yazık ki devlet elinde de prim buluyor.
Göz yumuluyor.
Ruhsat veriliyor.
Kaybolacak yeşil alanları…
Canım ağaçları…
Kuruyacak su kaynaklarını kimse düşünmüyor bile!
Düşünüp karşı çıkanları da neredeyse hain ilan ediyorlar.
Bunun son örneği, Kavak ilçemizin Köseli Mahallesi’nde gerçekleşmek üzere.
Burada kurulacak taş ocağına mahalle sakinleri, sivil toplum kuruluşlarının da desteği ile karşı çıkıyor.
Öyle bir bölge ki seçilen yer.
Dağ, taş orman…
Sermaye sahibi işine gelen yeri seçiyor.
Devlet onayı veriyor.
Üstelik taş ocakları için şart koşulacak bir ÇED Raporu da yok.
Atış ve yıkım serbest yani!
SAMÇEP (SAMSUN Çevre Koruma Platformu),
KADEF, Samsun Mali Müşavirler Derneği,
KAVSİYAD ( Kavak İş İnsanları Derneği),
Tüketici Hakları Derneği,
Mahalle muhtarları,
İş insanları ve hatta Tekkeköy Nüfus Müdürü bile gövdesini siper etmiş durumda.
Yardım çığlıklarını herkes duysun istiyorlar.
Gerekli yerlere, basın dahil ziyaretler yapıyor ve katliamdan herkesi bilgilendirmek istiyorlar.
Keşke başarabilseler.
Ama burnumuzun dibinde.
Gözümüzün içine soka, soka yapılan ve Kocadağ’ı yamalı bohça haline getiren taş ocağı örneği önümüzdeyken,
Bana, ‘Umudun var mı’ diye sorarsanız.
Gardım düşük.
Boynum bükük.
Doğanın farkında olmayanlardan medet ummak ne kadar işe yarayacaksa,
İşte o kadar umudum!
Pardon, umutsuzluğum!
Çünkü gözle kapalı.
Doğa yaralı…
Yorumlar
Kalan Karakter: