HEPİMİZ demeyeyim de çoğumuz sanki gün geçmeyecek.
Hayat bizi eskitmeyecek.
Yaptıklarımızı çektirmeyecek.
Eksikliklerimizle yüzleştirmeyecek gibi davranıyoruz.
İhmaliz öncelikle…
İlişkilerde ihmaliz…
Duyguları anlamada, çözmede ihmaliz.
Duygularımız belirtmede ihmaliz.
Bugün karşımızdakilerden beklediğimiz, bir başkasını bizden beklediğin fark edemeyecek kadar dünyadan, insanlardan bihaberiz.
Hiç unutmuyorum, hayatın dalgalarında kaybolmaya başladığımda zaman, zaman anam;
"Oğlum, hiç mi özlemedin beni” derdi.
Ana yüreği tabi, siz kaç yaşınızda olursanız olun, ana siz özler.
O güzel, müşfik yüreğinde hep yanında, yanı başında hayal eder.
Peki biz hisseder miyiz?
Ne yazık ki hayır!
Ama gün geçer, güneş yerini bulutlara…
Hayatınızdaki bahar, kuşa döner.
Biz aslında buna devranın dönmesi diye bakarız.
Artık bizim de beklediklerimiz vardır.
Kulağımız telefonda…
Gözümüz kapıdadır.
Gönlümüz, gönlümüzdekilerin içeri girmesini, aramasını bekler.
Unuttuğumuz ise, bizim sonlanan baharımızın artık başka gönüllerde yaşandığıdır.
Bizim unuttuklarımızı, unutma sırası…
Aramasam da olur, görmesem de vurdumduymazlığında nöbeti onlar devir almıştır.
Dedim ya;
Gün geçer, devran döner.
Herkesin baharının kış olacağı günlere erer.
Bugün size beklediklerinizi reva görmeyenlere sıra gelmiştir artık...
Gözleri kapıda!
Kulakları telefondadır da…
Herkes gibi onlarda bekler…
Geçmişteki unutulmuşlukların hesabını sormak da artık yarınlara düşer.
Yorumlar
Kalan Karakter: