ŞARTLARI yaşamadan kimin ne hissettiğini, hayata dair umutlarını nasıl taze tuttuğunu bilemiyor, göremiyorsunuz.
O ortamda bulunmanız lazım.
Ortamı yaşayanların umutları taze tutabilmek için nasıl birer sabır küpüne döndüklerine şahit olmanız lazım.
Sağlıklı halinizle bir dakika bile tahammül edemeyeceğiniz bir ortamı ancak sağlığını yitirmekte olan insanların bir umutla baktıkları gözlerde bulacakları yeni ümitler için nasıl feda ettiklerini, göz ardı ettiklerini ancak ortamın çilesine ortak olarak yaşayabilir ve deneyimleyebilirsiniz.
Modern tıp artık çok ilerledi.
Geçmişte insanların, 'ince hastalık' tabiriyle kaybettikleri hayatlar artık tıbbın buluştuğu evrede yenilenmiş umutlara dönüşüyor.
İnsanlar hiçbir şey yapamıyor olsalar bile internetin onlara sunduğu imkan ile en tehlikeli hastalıklarla, hangi yöntemlerle baş edebileceklerini araştırabiliyor, öğrenebiliyorlar.
Kolay bir süreç değil.
Adını dahi zikretmesi zor hastalıklar için ise, hiç değil.
Günler, aylar sürecek bir tedavinin onlara getireceği sağlık kırıntılarına hayatını yaslamışlar için ise…
Tanımı, tarifi yaşanması zor duygular demeti.
Basit bir baş ağrısı değil bahsettiğim…
Mide, şu bu sıkıntısı da değil.
Siz hiç hastalıklarının geçireceği evreyle kansere dönüşebilecek hastalarla aynı ortamda bulundunuz mu?
Birbirlerini hiç tanımayan insanların kendi durumlarını paylaştıkları diğer hastaların telkin ve tavsiyeleri ile durumlarını düzeltebilecek bir umudun çabasını yaşadınız mı?
Orada herkes kendini daha arınık, daha yaşamsal verilere sahip olarak düşünüyor.
Öyle göremese de aynı ortamda geçirilen saatlerden daha diri, daha sağlıklı günlere yakın olarak ayrılmayı hedefliyor.
Sanırım 1-1.5 ay önce tedbir amaçlı çekilmeye gittiğim 'PED' ünitesinde tecrit edilmiş insanlarla beraber oldum.
Birimin hemşireleri bile onlara vebalı muamelesi yapıyor, soracakları soruları verecekleri telkinleri belli bir mesafeden yapıyorlardı.
Yaklaşmaya çalışanları ise ellerinin tersi ile kendilerinden uzakta tutmaya çalışıyorlardı.
Düşünebiliyor musunuz, böyle bir ortamda 4-5 saat kalan her hasta kendi çapında hayat umuduna yeniden tutunma çabasında olacak.
Kolay olur muydu sizce?
Aynı ruh halini Tıp Fakültesi'nin, Radyoterapi Merkezi'nde bir kez daha gözlemledim.
Bekleme sıralarına birer, birer çökmüş onlarca hasta ellerindeki suları tüketme çabası ile sıranın kendilerine gelmesini beklerken gözlerindeki ferin söndüğü bir kısım hastaların yarattığı çaresiz ortamda sağlık kavgası vermeye ve umuda yeniden tutunmaya çalışıyor.
Duruma alışık personelin iyi niyetli çabası bile onlar için yeterli olamıyor.
Her biri, kurbanlık koyun gibi adlarının okunmasını bekliyor.
Her seans, özünde yeni bir umut belki ama birkaç gün veya ay sonra hiçbirisi gözlerdeki ferin sönme sırasının kime geleceğini bilmiyor, bilemiyor..
Bu kentte bilimin insanoğluna yeni bir umut sunması ve sağlığına kavuşturma çabası yadsınamaz elbette.
Ama totalde, ortamın yarattığı kaos, 'hayata umutla bakanlar ordusu' yaratmaktan öteye gidemiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: