GÜNLÜK hayatımıza girmiş önemli bir deyimdir ve sık kullanılır.
Kendinin alternatifsiz gören kişiler için kullanılır.
‘Bulunmaz Hint kumaşı!’
Yok, böyle bir şey tabii…
Yerine koyamayacağınız hiçbir şey olmadığı gibi yeri dolmayacak kimse de yoktur.
Hepimiz belli uğraşlar içindeyiz.
Elimizden geldiğince ve kabiliyetlerimiz ölçüsünde icra etmeye çalışıyoruz yaptığımız işleri…
Örneğin ben; gerek inşaat konusunda, gerekse yazım konusunda belli bir standardı, kaliteyi, okunabilirliği yakalamaya çalışıyorum.
Bir mimar, herkes tarafından beğenilir ve uygulanabilir bir proje peşinde.
Bir doktor, meslektaşlarından daha çok tercih edilecek bir bilgi ve beceriyi hizmete sokmak peşinde.
Örnekler çoğalabilir.
Önemli olan hizmeti verdiğimiz toplum katmanlarının bize yaklaşımı ve bakış açısı…
Benim yazılarımı beğenmeyenler okumuyor ya da bir başka yazarın yazdıklarına yönel meyi tercih ediyor.
Çizdiği projeleri uygulanabilir ve sıradan görülen mimarların yerine bir başka meslektaşı aranıyor.
Reçeteleri deva olmayan bir doktorun muayenehanesine bir daha gidilmiyor ve umutlar bir başka doktora yöneliyor.
Yani hiçbirimiz;
Ben olmazsam olmaz!
Ben olmazsam bu çarklar dönmez!
‘Ben olmazsam hizmetler yürümez’ diyemiyoruz.
Böyle bir şansımız da yok.
Böyle bir kendini beğenmişliğe yönelme şansımız da yok.
Evren dönüyor.
Birileri geliyor,
Birileri gidiyor.
Ana kendisinin yararlı olmadığını fark edip, kendiliğinden gidiyor.
Ama hizmetle mükellef olduğu toplum onun çokça işe yaramadığını düşünüp, yöntem ne ise o yöntemle gönderiyor.
Demem odur ki bugün makamlarda olan belediye başkanlarının,
‘Alçak dağları ben yarattım. Ben olmazsam, olmaz’ her şey un, ufak olur egosuna kapılmaları, sadece gidiş biletlerinin erken kesilmesine neden olur.
Zira,
Ne sen!
Ne ben!
Ne siz!
Ne de koltuğuna yapışmaya kalkan her kimse;
Bulunmaz Hint kumaşı değiliz!
Hani, halk ve yandaşlarınız sizi terk ederse üzülmeyin diye söylüyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: