DEVAMINI biliyorsunuz herhalde.
Ama konu o değil aslında.
Zaten bende ne alınacak ne de verilecek bir kız var.
Kızı olanlara da Allah hayırlı nasipler versin.
Bahsi mevzu kız başka bir kız!
Belediye başkanlığı…
Bir kıstası yok ülkemizde.
Bir tanımı da…
Bir kısıtlaması da…
Kendine güvenen…
Cebinde parası olan çıkıp, ‘Ben adayım’ diyebiliyor.
Öyle üç beş kuruş değil ha!
O nedenle ben her zaman hayret etmişimdir.
Garantisi olmayan bir makam için bu kadar parayı gözden çıkartmak niye, diye.
Herhalde vazgeçilmez bir tutkudur.
Ya da adını duyurmak…
Seçilemese de seçim sonrasında ballı bir makama kendini atabilmek…
Tabii bu ancak iktidar partisinin adayıysanız olabiliyor.
Ama yine de biraz düşünceli olmak lazım.
Partinizin delegesi, sizi başka bir kulvarda tercih etmemişse…
Ya da sahibi olduğunuz makamı yitirdiyseniz…
Yeniden, yeni bir makama yürümek hakikaten yürek işi.
Belki de biz siyasetten uzak olanlara biraz farklı görünüyor.
Her neyse, bakıyorum her belediye başkanlığına oldukça fazla talipli var.
Aday olana kadar, aday adayı olarak adaylıktan sonra da sandıklar sonuçlanan kadar herkes kendine koltuğa ait hisseder.
Umut her anda vardır yani.
Ben görev yaptıkları sürece koltuktan memnun olan bir belediye başkanına rastlamadım.
Ama her ne hikmetse, yeni seçimlerde yeniden aday olmayana da…
Yani bir tılsım var orada.
Ve herkes o tılsımın çekim alanından, cazibesinden kendini soyutlayamıyor.
Bir siyasi kumar değil…
Ama siyasi bir macera.
Tek bir koltuğa neden bu kadar aday var diyemeyiz.
Çünkü en demokratik hak.
Evet, herkes istiyor.
Herkes iddialı.
Herkes umut ediyor.
Ama bir kızı kırk kişi isterken sadece biri alıyor.
Ee, horona çıkan terlemeye de tazı olacak!
Yorumlar
Kalan Karakter: