ÖZEL OKUL Dosyası’na kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Ülkenin temel eğitim politikalarının ürettiği bir gerçek olan özel okullar, eğitim gündeminin oluşmasında önemli bir yer alıyor.
Eğitim kadrolarının yetersizliği…
Eğitimcilerin eğitime muhtaç duruma düşmesi bu sektörün canlanmasında ve gündem oluşturmasında önemli bir etken.
Yani buna, ‘Devlet Politikası’ desek, yanlış söylememiş oluruz.
Zira başlangıçta devlet, özel okullara inanılmaz bir destek verdi.
Bu destekle de özel okul sayısı kendi alanında enflasyon yaratacak bir seviyeye ulaştı.
Revaçta olmak çabasını güden okullar, devletin elindeki kaliteli eğitimcileri kendi kadrolarına katma çabasına girince hatta bu çabayı gerçeğe dönüştürünce…
Devlet okullarının kadrolarında belli bir erozyon oluştu.
Çocuklarının hayata daha iyi hazırlanabilmeleri…
İleriki yıllarda daha iyi bir okulda, daha kaliteli bir eğitim almalarını arzu eden velilerde, güçlerinin yettiğice hatta güçlerini aşan bir çabayla özel okullara yöneldi.
Talep artışı doğal olarak özel okulların işine yaradı.
Verdikleri hizmet kalemlerinde her seferinde velinin cebine müracaat eden okullar, kadroları kalitesinde kendi ücretlerini de oluşturmaya başladılar.
Daha iyi olmanın elbette bir beldi vardır.
Dolayısıyla bu anlamda kendini güçlü hisseden okulların farklı tarife uygulamalarını asla yadırgamıyorum.
Nihayetinde kimseyi zorla okullarına yönlendirmiyorlar.
Ama okullarına yönelmelerin de, artık bir anlamda kendilerine mahkûm olmasından yaralanmıyorlar, diyemiyorum doğrusu.
Eğitim hizmetinin dışında,
Kıyafet…
Okul kitapları…
Yıl içi etkinlikler…
Yemek bedeli…
Servis ücreti gibi fasıllar ne yazık ki okul yönetimlerinin insafına kalmış durumda.
Devletin eğitimde verdiği desteği de geri çekmesiyle, okullarda kendilerini korumanın yolunu bu kalemlerde daha fazla kullanmakta buluyor.
Ve bu konu ülke genelinde her yerde konuşuluyor.
Gazeteler yazıyor…
Televizyon bültenlerinde tartışılıyor…
Gündemine almayan tek yer, Samsun.
Ne eğitimcisi konuşuyor.
Ne bürokratı.
Ne siyasetçisi el atıyor.
Ne de bu işten en çok canı yana velisi!
Hepsinin kendince haklı bir nedeni var.
Hepsi şikâyetçi.
Hepsi Nasreddin Hoca fıkrasındaki gibi haklı.
Ama ülke gerçekleri.
Ev ekonomileri artık bu yükü kaldıramıyor.
Çocuğunu bir şekilde özel okula kaptıran velinin eli, cebi yansa da artık geri çekilemiyor.
Kredi çekiyor.
Borç buluyor.
Sonunun ne olacağını bilemediği bir yatırıma mahkum oluyor.
Çözüm?
Çözüm belli de herkes sadece işine geleni söylüyor!
YARIN: Okul yöneticileri ne söylüyor?
Yorumlar
Kalan Karakter: