BU tanımlamaya uygun kimlikleri tanıma fırsatı buldum geçmişte…
Ama ikisi gerçekten özel bir yer tutuyor.
Uzun yıllar rahmetli Necmettin Erbakan’ın gölgesinde kalmış Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı Recai Kutan onlardan biri.
Canlı yayın bir televizyon programında bir araya geldik kendisi ile…
Yerel bir televizyonda ülkeye, sorunlarına hakim ve bunları düzgün cümlelerle kendilerine soracak deneyim ve dolulukta birileri karşılaşacaklarını pek tahmin etmezler.
Siyasetçiler bu tür programlarda, kendilerine sorulacak soruları önceden talep eder hatta üstüne sorulacak soruları bile dikte etmeye çalışırlar.
Ki benim ne böyle tür bir tarzım olmuş, ne de buna tevessüle müsaade etmişimdir.
Kendisine bu konuyu canlı yayına geçtiğimizde söylemiş ve bu anlamda bir talebi olmaması nedeniyle teşekkür etmiştim.
O da bana; “Biz Türkiye’yi yönetmeye talibiz. Bu nedenle siyaset yapıyoruz. Dolayısıyla ülkemiz adına soracağınız her soruya zaten hazır olmalıyım” cevabını vermişti.
Dolayısıyla rahmetli olan ve ülke meseleleriyle yoğrulmuş 2024 yılında kaybettiğimiz böyle değerli bir siyasetçiyi unutamam.
İkincisi bu kez sol bir partidendi.
Bir ara dönem için CHP Genel Başkanlığı’na getirilmiş ve geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Altan Öymen’den bahsediyorum.
Kendisi taşra teşkilatlarını gezip, konuya hakim kişilerden bilgi almaya özen gösteren bir siyasi kimlikti.
Basın danışmanı vasıtasıyla benimle kurulan irtibat nedeniyle kendisine takdim edilmek üzere bir Samsun raporu hazırlamıştım.
Geleceği tarih belli oldu ve bana Samsun’a geldiğinde özel bir görüşme yapacağı haberi iletildi.
Hiç unutmuyorum o gün, basın danışmanının yakın arkadaşı olan rahmetli İsmail Başaran ile Atatürk Anıtı’nın karşısında bulunan CHP İl binasına gidip bekledik kendisini.
Sanırım 2 saatlik bir süreydi.
Sonunda Altan Öymen geldi ve il başkanının makamında partilileri kabul etmeye başladı.
Bir müddet sonra kendisi makam odasına davet etti beni ve gereken ilgiyi partililerin izdihamı nedeniyle gösteremediğini belirtip özür diledi.
Bu sıkışıklıkta özel bir görüşme imkânımız olamayacağını ifade ettikten sonra kendisine sunabileceğim bir bilgi olup, olmadığını sordu.
Ben de ‘Sayın genel başkan, sizi il binanızda Gençlik Kolları yazan kapının önünde bekliyorum. İnanın bana 1.5 saattir o kapıdan 60-65 yaşın altında kimse çıkmadı’ deyince;
‘Bu böyle olmaz. Şu tarihte Ankara’da Köy Enstitüleri’nin Genel Kurulu var. Lütfen oraya gelin ve bu konuyu baş başa daha kapsamlı konuşalım’ dedi.
İsmail Başaran ile o genel kurula gittik.
Toplantı bitti ve salonda Altan Öymen, ben, Başaran ve kendisinin basın danışmanı kaldı.
Sanırım bir saatin üzerinde görüştük, kendisine Samsun’da siyaseti ve partisine dair gözlemlerimi sundum.
Çok memnun olmuştu.
Bu düşünce ve tespitlerden mutlaka istifade edeceğini ve benimle tekrar bir araya gelmek düşüncesinde olduğunu ifade etti.
Ama genel başkanlık ömrü yetmedi.
Görevden aldılar kendisini…
Anlattıklarım elbette önemli ama tavrı, alakası, ilgisi ve terbiyesi bence daha da önemliydi ama…
Bir genel merkez siyasetinin en önde gelen isminin bir Anadolu kentinde kendisine sunulanları ilgiyle dinleyip, kabul etmesi onurlandırıcı bir nezaket üslubu ile yanaşması daha da önemliydi.
2024’te kaybettiğimiz Recai Kutan’la beraber Altan Öymen’i de kaybettik.
Sanırım asıl kaybettiğimiz nezaketli bedenlerini ötesinde aynı vasfa sahip siyasi üsluplarıydı.
Ülkemizin bu zamanda, bu tür siyasetçilere daha çok ihtiyacı var.
Allah rahmetiyle muamele eylesin onlara…
Yorumlar
Kalan Karakter: