“PENCEREMDE gül soldu.
Belki de zaman doldu sevdiğim dönmüyor.
Söyle kaç bahar oldu?
Penceremde gül soldu.
Zaman doldu dönmüyor.
Söyle kaç bahar oldu...”
Sözler anlamlı, şarkı güzel…
Çok şeyler anlatıyor anlamak isteyene…
Milli Eğitim Bakanımız resmi tatiller nedeniyle tamamlayamadıklarını, resmi tatilleri de hesaba kattığımızda, zorunlu 180 eğitim gününü tamamlamak mümkün olmuyor. Bu nedenle tüm süreci yeniden değerlendiriyoruz demiş.
Devam eden saha araştırmaları ve anket sonuçları doğrultusunda netleşeceğini ifade etmiş.
Bu ifadelerin analizine devam ederiz ama önce daha bir iki gün önce okuduğum bir haberin eğitim sistemimizle karşılaştırmasını yapmalıyım.
Tabii bu haber daha çok ilköğretimi konu alıyor.
Biliyorsunuz geriye doğru bilmem kaç Milli Eğitim Bakanı Finlandiya’daki eğitim sistemini örnek göstererek, oradaki sistemi Türkiye’ye uyarlayacaklarını söylemiş.
Ama sadece söylemekle de kalmışlar.
Sistem ya fazla medeni gelmiş.
Ya da uygulamak işlerine gelmemiş.
Finlandiya’da ilköğretim çocuklarına okulda öyle bizimki gibi klişeleşmiş dersler yok.
Hayatı öğretiyorlar.
Toplum kuralarını…
Sosyal ilişkileri…
Aileyi, toplumu…
Yani büyüme sürecinde insanın karşısına çıkabilecek her ne varsa, onun temel kurallarını…
Ders aralarındaki teneffüs saatinde tüm öğrenciler zorunlu olarak, hava şartları ne olursa olsun dışarıya çıkartılıp, temiz hava teneffüs etmeleri sağlanıyormuş.
Akşam eve giderken ödevi mödev yok.
Çocuk, çocukluğunu yaşıyor.
Ve evde geçirdiği saatlerde beynini dinlendiriyor.
Çünkü oradaki eğiticiler, temiz hava ile buluşan ve dinlenen beynin her şeyi öğrenmeye çok daha müsait olduğunu biliyorlar.
Bizde uygulanılır mı?
Elbette uygulanabilir ama kendi yaşam tarzlarını çocuklara benimsetmek modelini seçerler geçmişte hep Finlandiya modelini uygulamaktan vazgeçmişler.
Orta öğretim için de aynı şeyler geçerli.
Zamanı ve çocukların beyin gelişimlerine göre oluşturulacak tedrisat her türlü programı uygulanacak ve yıl sonuna yetiştirilecek hale getirir.
Sorun resmi tatiller değil yani…
Sorun eğitime, çocuklara, gençlere nasıl baktığımıza ve onları nasıl yetiştirmek arzusunda olduğumuza bağlı.
Asıl sorunu bulup, doğru uygulamaları yürürlüğe koyamadığımız her gün, her dönem daha çok baharı yaşamadan geride bırakmış olacağız maalesef.
Yorumlar
Kalan Karakter: