BİR KENTİ sadece bireyleriyle,
Sadece çalışanlarıyla,
Sadece yöneten ve yöneticileriyle ayrı ayrı düşünmek ve mütalaa etmek büyük bir yanlış.
Hepsi birer, birer değer.
Ama hepsinin toplamı ayrı ve doğru bir değer.
Birbirlerinden ayrılmaz parçalar…
Halkın olmadığı yerde yönetmek ve yöneten olmak nasıl bir anlam ifade etmiyorsa,
Yöneten ve yöneticilerin olduğu yerde halk olmak başka ama toplum olmak bir mana ifade etmeyecektir.
Daha farklı bir deyimle,
Bir ‘puzzle’ parçalarıyız.
Tüm düşünce, proje ve yaptırımlarımız o bütünü varlığını idame ettirmek ve toplumun mutluluğunu ve ihtiyaçlarını perçinlemek için olmalı.
Aynı havayı soluyoruz hepimiz.
Aynı ihtiyaçları hissediyoruz.
Hepimizin bu temel ihtiyaç ve aktiviteler için ayrı ama amaca yönelik görüşleri var.
Ben ihtiyaç hissediyorsam, toplum ihtiyaç hissediyorsa karşılığında üretilecek ve sonuçlandırılacak bir proje vardır.
O halde sonuçta çıkan ürün hem toplumun ihtiyacını giderecek nitelik ve vasıfta olmalı.
Hem de toplumun kabulüne şayan olmalı.
‘Ben düşüneyim, ben yapayım’ derseniz sonucun aksak bir tarafı olacağı kaçınılmazdır.
21. yüzyılı yaşadığımız bu devirde tüm düşünceleri kolaylaştıracak unsurlar var toplumun yapısı içinde…
Kendi iştigal alanları içerisinde ihtisaslaşmış kurumlar.
Birey olarak mesleki ve topluma yönelik bilgilerini geliştirmiş bireyler…
Yaptıkları ile deneyim kazanmış devlet kurumları var.
Hepsinin geçmişi,
Hepsinin deneyimi,
Hepsinin kazanılmış ihtisas bilgileri ayrı ayrı değerli.
Ama hepsi birleşince her şey daha da değerli oluyor.
Toplumun geniş kesiminin kabulü içinde oluyor.
Toplum için yöneten, üreten ve kullananlar arasında birlikte çalışmış olmanın huzuru ve dinginliği oluyor.
Beraber çalışmanın, bilgi ve beceriye hürmetin ürettiği bir çalışma ve üründe eksiğin asgaride kalacağını düşünürsek,
‘Ben’ değil, ‘Biz’ anlamıyla ortaya çıkacak her şeyin daha değerli olacağı kesindir.
Yorumlar
Kalan Karakter: