ALANLI Mahallesi’nin kot olarak üst kesimlerinde yaşadığım için çoğunlukla alt bölgelerde yaşananlardan haberim olmuyor.
Son yağan yağmur sonrası sosyal medyada gördüğüm resimleri bildiğim caddelerle eşleştirmeye çalıştım.
Araçlar yarı beline kadar suya gömülmüş ilerliyor.
İş yeri ve konutların giriş kapıları su baskınının zorlaması altında görülüyordu.
50 yıla yakın yaşadığım Adnan Menderes Bulvarı’nda sadece bir kez su baskınına maruz kalmıştım.
Bahçe içindeki evimizin bodrum katı ve zemin giriş kotuna kadar çamurlu su dolmuştu.
Önce Mimar Sinan’a sonra Alanlı’ya taşınınca daha üst kotlarda olduğum için bu tür su baskınlarının olamayacağını düşünüyordum.
Ama gördüm ki çok iyi niyetli bir düşünceye sahipmişim.
Adnan Menderes Bulvarı da Cağaloğlu Bulvarı da su altında kalmış.
Adnan Menderes, deniz kotunda olduğu ve yüksek kesimlerden inen suları isale hatları artan nüfusun getirisiyle taşıyamayacağı ve geri basacağı için caddeyi zor durumda bırakacağı düşünülmeyen bir şey değil.
Ama ben Cağaloğlu Bulvarı’nda gördüğüm görüntülere şaşırmadım desem yalan…
Büyükşehir’in alt yapı konusunda iddialı söylemlerini biliyorum.
Bu konudaki proje sıralamalarına çok vakıf olduğumu söyleyemem ama Büyükşehir Belediyesi gücü ile sıkıntıların altından kalkacaklarına inanıyorum.
Aşırı yağışlar en modern şehirlerde bile sıkıntı yaratıyor.
O nedenle, Samsun’da neden yaşanıyor diye hayret etmek çok mantıklı değil.
Ama kentin gelişen kentsel yüzü olan Atakum’un bu sıkıntılara yeteri kadar hazırlanmadığını düşünüyorum.
Hala bile ilçenin çeşitli yörelerinde dikey mimariye gösterilen özen ve talep gittikçe artıyor.
Dikey mimarinin en büyük getirisi, nüfus artışı.
Nüfus arttıkça atık sular çoğalıyor.
Denizin sıfırındaki kolektör sisteminin ise belirli bir taşıma kapasitesi var.
Yoğun nüfusun o kolektöre ilettiği yük aşırı yağışlarda doğal olarak geri tepmelere, Cağaloğlu gibi üst kotlardaki bulvarlarda bile taşkınlara neden oluyor.
Atakum’un mesken anlamında talep artışı aldığını biliyorum.
Ama plan olarak bu artışa neden olan talebi de disiplin altına alamadıklarını da biliyorum.
Oysa hala vakit varken,
İlçenin çeşitli mahallerinde henüz imar planlamaları yürürlüğe girmemişken,
İleride daha da çok sıkıntı yaşamamıza neden olacak nüfus yoğunluğunu arttıracak planlama yanlışına bir son verilmesinin uygun olacağını düşünüyorum.
Elbette planlama şehir planlamacılarının ve belediyelerinin işi ama ben ve benim gibi teknik adamlarında yıllardır yaşadığımızı sorunları ve nedenlerini konuşmaya, hatırlatmaya hakkımız var diye düşünüyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: