SANIRIM geçmişte birçok yazımda bahsetmiştim.
Benim çocukluğumun en alt kısmı Çiftlik’te geçti.
10 metre genişliğinde ve her iki kaldırımında 4-5 apartman boyu ağaçlar olan bir cadde düşünün…
Karşılıklı tek katlı, ikişer katlı evler…
Sokağın her iki başında çifte kahveler…
Evimizin 10 metre yanında bakkal amcamız…
Karşı kaldırımda atomcu dayımız…
Az ileride karakol…
Onunda ilerisinde meyhaneci Ruşen abi…
Yürüyün biraz daha karşı kaldırımda meşhur yoğurtçumuz…
Onun karşısında açık hava sineması…
Devam et doğuya köşe başında berber Ahmet abi…
Onun yanında manav…
Sokağın karşısında içinde futbol, basketbol sahaları olan meşhur Koren’in Bahçesi…
Çocuk halimizle bazen ağabeylerimizle takılır.
Bazen de camdan geleni, geçeni seyrederdik.
Başka seyrettiğimiz şeylerde vardı tabii…
Özellikle bayram geceleri fener alayları…
Cadde boyu ışıl ışıl olunca, ne kadar keyiflenirdik.
Başka ne derseniz?
Pazar günleri hiç unutmam güzelce süslenmiş yarış atları, seyislerinin eşliğinde cadde boyunca giderdi.
Nereye mi?
Hipodroma…
Ya evet, yanlış okumadınız.
Hipodroma…
Bugün Canik’te sanayi sitelerinin olduğu yerde hipodrom vardı.
Bunun tam 70 sene öncesi.
Yarışları seyrettim mi hatırlamıyorum.
Ama bayram varmış giydirilmiş atları iyi hatırlıyorum.
Şimdi birileri maziyi canlandırmak ister mi?
Ya da verdiği sözü tutmak.
Hem sözü verene yakışır.
Hipodromda Samsun’a…
Yorumlar
Kalan Karakter: