İLK yapıldığında da çok tartışılmıştı o bina…
Anakent İş Merkezi olarak hizmete girdi ve yıllarca sakinlerine ev sahipliği yaptı.
Proje çalışmaları başlandığında bir yarışma projesi olduğu açıklanmıştı.
Ama vücut bulduğunda açıkçası herkes dudak büker olmuştu.
Kentin merkezi ve en işlek bölgesinde böylesi bir kütleyi inşa etmek için herhangi bir yarışma yapılmasına gerek yoktu diye düşündü plana, projeye aklı erenler…
Ama çok sevilen bir kişilikti Rahmetli Muzaffer Önder.
Dolayısıyla da meselenin üzerine çok gidilmedi.
Yıllar geçti aradan artık bu kütleden rahatsız olanların sayısı bir hayli arttı.
Yıkılması dillendirilir oldu.
Bugüne geldiğimizde de işlem gerçekleşti.
Şimdi artık orası için yeni bir proje var.
İlan edilen ve kamuoyu ile paylaşılan yeni projeye göre artık kütlenin bulunduğu alan bir meydan ve üstünde bir kafe olarak inşa edilecek.
Altı ise otopark olacak.
Meydan kavramı insanı doğal olarak rahatlatıyor.
Bu kadar iç içe geçmiş binaların ve ticari alanların ortasında böylesi bir nefes alanı düşünülmesi tartışılmayacak bir gaye.
İhtiyaç var mıydı?
Kentin her yerinde olduğundan belki daha çok o mevkide böylesi bir alan ihtiyacı tartışılmaz.
Beni asıl düşündüren üzerindeki kafe…
Nasıl bir kafe?
Ne kadar bir alana kurulacak?
Alanın içindeki yüzölçümü meydan alanına oranlandığında ortaya ne çıkacak?
Sanırım bu kez planlama yapılırken meydan kavramı dikkate alınmıştır.
Ticari işletmenin karı ve ihtiyacı düşünülerek yeniden bir kütlenin oraya oturtulması, Anakent İş Merkezi’nin yıkılma amacıyla ters düşmemeli.
Yoksa, yapıların sıkışıklığı ve yoğun trafiğin ortasında nefes almanın bile zor olduğu bir alanda meydan inşasına kimsenin itirazı olmaz.
Yorumlar
Kalan Karakter: