SEVGİLİ kardeşim Haydar Öztürk yapmış haberi;
“Betonlaşma arttıkça sıcaklar artıyor” diyor..
Betonlaşmanın gelişme ve medenileşmenin temsilcisi olarak kabul görmesi, bu kentte çoktan hazmedilmiş bir düşünce..
Binalar yapılsın..
Hatta yatay değil dikey yapılsın.
Yükseldikçe yükselsin..
Göğe ne kadar yakın olursa görenler;
“ Vay be, ne bina yapmışlar!” desin..
Derler mi?..
Derler!..
Bu halkın doğrusunu öğretmediğiniz bir şeyin yanlışına alkış tutması görülmemiş bir şey mi?..
Bakın bu kentte Gazi Caddesi ve dikey sokaklarına 1-1.5 metre kar yağdığı günleri bilirim.
İstiklal caddesindeki tek katlı, iki katlı evlerin çatılarından kaldırımlara kadar buz sarkıtların sarktığını bilirim.
Ben mesela Atakum’un tek ulaşım caddesi Bafra yolu olduğu zamanlarda yolun güneyinin gözünüzün aldığı kadar yeşil ve zirai alanlarla kaplı olduğunu bilirim.
Ben, Atakum’un 3-4 mevkiinde, Kirazlık’tan Çarşamba’ya giden yolun kara tarafında mesire alanları olduğunu bilirim.
Taflan deniz kenarında ağaçlık alanların, halk tarafından yaz günleri gözde alanları olarak tercih edildiğini bilirim.
Atakum sahilinin tertemiz altın gibi kumsalında yürümeye kıyamadığım günler vardır hatıralarımda.
Denizin tek bir yosun üretmediği berrak, masmavi sularında yüzdüğüm günler gelir aklıma..
Tabi o zaman, yeşil alanlar çoktu.
Her arazi parçasının tarım alanı olarak kullanıldığı günlerdi, o günler.
Ne zamanki siyasiler, yaptıklarını gözümüzün içine sokacak şekilde kentin göbeğine inşa etmeye başladılar.
İşte o günlerde göç alan Samsun’a bir matahmış gibi bina üstüne bina.
Tarım arazilerine sanayi.
Neredeyse denizin içine girecek kadar yakın yazlık villalar.
Açılan her yola yüksek katlı, bitişik nizam binalar inşa etmeye başladık..
Bir gösteriş merakıydı aslında bizimkisi, bir mesken edinmek koymuştuk adını..
Hoşumuza giden günlerden ürkmeye başladığımız günlere geldik birdenbire..
Dört mevsimi yaşayan Samsun, mevsimleri unuttu neredeyse!.
Bahar ve sonbahar yaz aylarına evrildi.
Yarısı kış, yarısı yaz artık bir yılın..
Ve biz yaptıklarımızla,
Büyüteceğiz derken küçülttüğümüz Samsun’la hala övünmekteyiz.
Yıl 2025, Alanlı’da oturduğum evimin yöresine kar düşerken, 200 metre aşağıda;
‘Kar mı yağdı, ne zaman?’ teraneleri okunmakta.
Bu kafayla devam ettiğimiz müddetçe çok değil beş sene sonra benim yörem de kardan, yeşilden, huzurdan ve sükunetten uzak kalacak.
Ve etrafımızı çeviren beton yığınlarına gelişme, büyüme olarak bakacağız.
Beton, nüfus artışını.
Artan nüfusun ısındığı evin bacasından saldığı sıcaklık havanın daha çok ısınmasını sağlayacak.
Gözlerimiz ağaçları, yeliş alanları arayacak ama biz öylece bakakalacağız mevsimleri yok ettiğimizden habersiz donuk gözlerle..
Yeni bir şey değil oysa betonlaşmanın havayı ısıtması.
Biz bu aptallığı yıllardır yapıyoruz.
Bilinçsizce, sonumuzu hazırladığımızın farkında olmaksızın!..
YENİ BİR ŞEY DEĞİL Kİ!..
Yayınlanma :
23.06.2025 08:04
Güncelleme
: 23.06.2025 08:04
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: