1965 ve sonraki yıllarda İstanbul’da “Altaylardan Tuna’ya” geceleri düzenlerdik.
Ne muhteşem bir dünya ve o dünyanın muhteşem türküleri, halk oyunları. Ve seçkin seslerin okuyuşları.
Hayallerimiz kuşatırdı bir büyük Türk Dünyasını “Altaylardan Tuna’ya” dek.
Sevda dolu, Türklük dolu, aşk dolu günlerdi. Gençlik günleri. Bir daha gelmez ki geri!
Bayramlar artık tat vermiyor. Sadece bana değil, sanırım tüm halka.
Buruk günler, sevgisiz, heyecansız, umutsuz.
Eskiden küslük nedir bilmezdik, üç günle sınır biçerdik küslüğe. Ve bayramlarda unuturduk küslüğü. Herkes biri birine giderdi bayramlaşmaya.
Siyasetin dili de böyle kin dolu, nefret dolu değildi o güzel günlerde.
Her parti bir diğerinin kapısını çalar, bir diğerini misafir ederdi.
Ve biz çocuklar hangi evde şekerin, lokumun iyisi var bilirdik ve o kapıları bir bayramda birden fazla çalardık.
Kapıları açanlarda bilirdi kaçıncı sefer çaldığımızı ama hiç yüzümüze vurmaz, her seferinde aynı sevgiyle uzatırlardı şeker tepsisini.
Şimdilerde kulaklarımda bir türkü, hüzün dolu. Sanırım en çokta Nezahat Bayram’dan dinlerdim.
“Bayram gelmiş neyime
Aman anam garibem
Kan damlar yüreğime
Aman anam garibem”
Yıllar sonra bir bayram öncesi hem Nezahat Bayram’ı hem de “Bayram gelmiş neyime” türküsünü hatırlayacağım hiç gelmezdi aklıma.
Dostlar bayramınız kutlu olsun.
Altaylardan Tuna’ya Türk Dünyasını bayramı kutlu olsun.
Ve İslam Alemi’nin bayramı kutlu olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: