Önce köşe yazılarıyla tanıdım Attila İlhan’ı, sonra Hangi Batı ve Hangi Sol kitaplarıyla. Arkası hiç kesilmedi kitaplarının. Unutulmaz romanlar ama hele de “O Karanlıkta Biz.”
Sonra kendisini tanımak şansını yakaladım hatta bir süre beraber çalışmak şansına da kavuştum o derya insanla.
Kaybından çok sonra öğrendim hemşeri olduğumuzu, daha doğrusu O’nun da Gürünlü olduğunu.
Bir başka Gürünlü şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’i 1960 yıllarda tanıdım. Babamın arkadaşıymış. Dedemin ve amcamın fotoğraflarını büyültmüştü karakalem olarak. Harika fotoğraflardı.
Bir kere de karşılaşmıştım okul yolunda. Oldukça heybetliydi ya da benim gözümde öyleydi, bilmiyorum. Oldukça da yakışıklıydı.
Şairliğini çok sonraları öğrendim daha doğrusu şiirlerini çok sonraları okudum. Önce Haziranda Ölmek Zor, ardından da Acılara Tutunmak şiir kitaplarını aldım. Niye daha önce okumadığıma her şiirinde biraz daha hayıflanıyorum.
Yazımın başlığını onun “Analar” şiirinden aldım.
“Öyle çok dalmışız ki kendi sularımıza
analara ağlamayı unuttuk” diyordu.
Ne oldu bize böyle? Ne uğruna unuttuk sevmeyi ve analara ağlamayı.
Analar, bizim analarımız, yemeden yediren analar, giymeden giydiren analar.
Mayıs’ın bilmem hangi haftasının hangi pazarında, yani senede bir gün, sadece bir gün. Ya bir gül ya bir pasta ya da bir elbise.
Tamam mı? Oh ne ala; yetmez mi hakkını ödemeye o bir gün?
Hasan Hüseyin Korkmazgil’le başladık Hasan Hüseyin Korkmazgil’le bitirelim bu yazıyı:
“gördüm babaların ağlamasını/ anaların ağlaması bir başka/ anaların ağlaması bir ayrı/ anaların ağlaması bir beter
dövülen döş/yolunan saç/ kan damlayan bir çığlık/
ağustosta çam ormanı yangını
sokaklar alanlar evler kapılar/ mutfaklar kilerler ocaklar ağlar/ zıbınlar beşikler uykusuzluklar ağlar/
ağlaşırken analar
dağ taş toprak ağaç su yıldız/ yeşeren buğday ağlar savrulan saman ağlar/
ağlaşırken analar…”
NOT: Acılara Tutunmak- Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları…
Yorumlar
Kalan Karakter: