İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun, Amerika’da Türk İmgesi, Büyük Mübadele ve İstiklal Mahkemeleri. Dört ayrı konuda yazılmış dört ayrı kitap.
Yazarlardan ikisi Türk: Prof. Dr. Ergün Aybars ve Prof. Dr. Kemal Arı.
İkisi de yabancı: Prof. Dr. Justin McCarthy Amerikalı bir tarihçi. Peter Hopkirk ise İngiliz bir araştırmacı gazeteci ve tarihçi.
Prof. Dr. Ergün Aybars ve kitabı İstiklal Mahkemeleri’nden daha önce de bahsetmiştim. Çok konuşulan ama az bilinen İstiklal Mahkemeleri konusunda yazılmış ilk bilimsel kitap. İstiklal Mahkemelerinin 1920-1923 ve 1923-1927 yıllarını kapsayan iki dönemi hakkında hem mahkemelerin kuruluş gerekçelerini, hem çalışmalarını hem de kararlarını anlatıyor. Konuya ilgi duyanlara öneririm.
Prof. Dr. Justin McCarthy ABD’li önemli bir tarihçi ve her dürüst tarihçi gibi Türk dostu. Ölüm ve Sürgün, Van’da Ermeni İsyanı, Müslümanlar ve Azınlıklar, Osmanlı’ya Veda kitaplarından bazıları.
“Amerika’daki Türk İmgesi” uzun ve zahmetli bir çalışmanın oldukça muhtevalı bir ürünü. ABD’nin Türk’e bakışındaki olumsuzlukları, bunların sebeplerini öğrenmek isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.
Amerikalıların Türklere bakışlarındaki olumsuzluğun bilinçsiz bir İslam karşıtlığından kaynaklanmasından, misyonerlerin Türklere bakışlarındaki olumsuzluğa kadar birçok nedeni tam bir tarafsızlıkla irdeliyor Justin McCarthy.
Şu satırlar misyonerlerin İslam ve Türk karşıtlığına sadece birkaç örnek:
“Şimdiye kadar gittikleri her yerde dehşet saçan lanet olası Türkler…”
“Türkler hiçbir zaman gelişemezler, çünkü dini prensipleri buna izin vermez.”
“İslamiyet, şeytanın galibiyetinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı için, bu din bir an önce ortadan kaldırılmalı.”
Bunlar İslam ve Türk düşmanlığı örneklerinden sadece birkaçı; misyonerler bunlarla yetinmiyor öbür taraftan da Yunan ve Ermenileri tarihi gerçekleri saptırma pahasına savunuyorlar. Türkleri Yunan ve Ermeni katliamı ile suçluyorlar. Hem de akıl almaz abartılarla, akla ziyan yalan ve tertiplerle.
İlginç ama ilginç olduğu kadar da kepaze bir karşılaştırma, Türklerle Ermeni ve Rumları tanımlıyor. Tanıma göre Türkler “miskin, içine kapanık, biraz aksi ve biraz da duyarsız… hemen hepsi cesur, mücadeleci, hatta şiddete normalden daha yatkın ve büyük katliamlar gerçekleştirebilecek ölçüde de vahşiler… tarıma dayalı, okumaktan ya da edebiyattan anlamayan, bilimle ilgilenmeyen insanlar…”
Buna karşılık Rum ve Ermeniler de şöyle tanımlanıyor:
“akıllı, zeki, heyecanlı ve atılgan, sosyal ve nazikler… estetik kaygıları olan, ahlaklı insanlar. Hepsi cesur, hayal gücü olan, müziksever, entelektüel insanlar… genelde tüm sanat dallarıyla ilgilenen sanayide, bilimde, felsefede ve edebiyatta ileri düzeylere gelmiş bir topluma sahipler…” (Devam edecek)
Yorumlar
Kalan Karakter: